İslâm Tarihi Ansiklopedisi

VÂİZ-İ KÂŞİFÎ

Tîmûroğulları hükümdarlarından Sultan Hüseyn Baykara zamanında Herât’ta yetişen Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden ve evliyanın büyüklerinden. İsmi, Hüseyn bin Ali olup, lakabı Kemâleddîn’dir. Kâşifi, Vâiz-i Hirevî Velî gibi isimlerle şöhret bulmuştur. Reşehât-ı ayn’ül-Hayât kitabının müellifi Ali Hirevî’nin babasıdır. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Horasan’da bulunan Sebzevâr veya Beyhak beldelerinden birinde doğdu. 1505 (H. 910)’da Herât’ta vefat etti.

Çocukluğundan îtibâren ilim tahsiline yönelen Vâiz-i Kâşifî, zamanın âlimlerinden zahirî ve bâtınî ilimleri öğrendi. Gençliğinin bir kısmını doğum yerinde geçirdi. Daha sonra Nişâbûr ve Meşhed’e gitti. Tefsir, hadîs, fıkıh ve edebiyat ilimleri ile tasavvufda zamanın önde gelen büyüklerinden oldu. Herât’a gitti. Sultan Hüseyn Baykara’nın iltifat ve ihsanlarına kavuştu. Şâir Ali Şîr Nevâî ile görüşüp ondan teşvik gördü. Herât’da çok te’sirli vâz ve nasihatlerde bulundu. Kâşifî mahlasıyla çok güzel Farsça şiirler yazdı. Herât’ta bulunduğu sırada vâz ve nasihatlerine devam etti. Ayrıca çeşitli ilimlere dâir pek çok kıymetli eserler yazdı. Kaynaklarda hayâtı hakkında geniş malûmat bulunmayan Hüseyn Vâiz-i Kâşifî, bâzı eserlerinde Ehl-i beyte karşı olan sevgisini izhâr ettiği için, çekemeyenleri tarafından Şiîlikle itham edilmişse de, Ali Şîr Nevâî ile olan arkadaşlığı ve Nefehât-ül-üns müellifi Molla Câmî ile olan yakınlığı bu ithamların yersiz olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca Ali Hirevî Reşehât-ı ayn’ül-Hayât adlı eserinde babasının Ahrâriyye yoluna olan bağlılığını bildirmektedir. Âlim ve fazilet sahibi bir zât olduğu aşikar olan Hüseyn Vâiz-i Kâşifî, kimsenin aybını araştırmaz ve sû-i zanda bulunmazdı.

Eserleri:

1-Mevâhib-i aliyye: Kur’ân-ı kerîmin kısa bir tefsîridir. Ali Şîr Nevâî’nin adına ithâfen yazdığı bu eserine Tefsîr-i Hüseynî de denilmektedir. Hindistan ve İran’da defalarca basılmıştır. İsmail Ferruh Kırîmî tarafından Mevâkıb ismiyle Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Ayrıca Muhammed bin İdris-i Bitlîsî başka bir tercümesini yapmıştır. Urdu ve peştu diline tercümeleri de vardır.

2-Ahlâk-ı Muhsinî: Ahlâkla ilgili bir eser olup, Hüseyn Baykara’nın oğlu Ebü’l-Muhsin’e takdim edilmek üzere hazırlanmıştır. Kırk bölümden meydana gelen bu eseri, Hindistan, Tahran, Londra gibi yerlerde bir çok defa basılmış ve İngilizce’ye tercüme edilmiştir. Enîs-ül-Ârifîn adıyla da 1566 (H. 974) senesinde Azmî tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Bâzı kısımları da Almanca’ya tercüme edilmiştir. Te’sîrleri Ahlâk-ı alâî kitabında görülmektedir.

3-Er-Risâlet-ül-aliyye fil-Ehâdîs-ün-Nebeviyye: Peygamber efendimizin kırk hadîs-i şerîfinin toplandığı bir hadîs kitabı üzerine yazdığı sekiz bölümlük şerhidir. Kemâleddîn Muhammed Taşköprüzâde tarafından Sultan Birinci Ahmed Hân’a takdim edilmek azere Türkçe’ye tercüme edilmiştir.

4-Ravdat-üş-şühedâ: Farsça yazılan bu eserinde Ehl-i beytin üstünlüklerini anlatmıştır. Emir Mürşidüddîn Abdullah’ın (Seyyid Mirza) isteği üzerine yazdığı bu eser, on bölüm ve bir hatime (sonsöz)’den ibarettir. Pek çok kere basılmıştır. Fuzûlî tarafından Hadîkat-üs-Suadâ adıyla Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Urduca ve Hindce’ye de tercüme edilmiştir.

5-Envâr-üs-Suheylî: Ebü’l-Meâlî Nasrullah tarafından Farsça’ya tercüme edilen Kelile ve Dimne’nin yeni bir şeklidir. Vâiz-i Kâşifî, bu eserini Sultan Hüseyn Baykara’nın saray erkânından olan Türk emîri Nizâmeddîn Âmir’in teşvikiyle yazmıştır. On dört bölümden meydana gelen bir kitaptır. Humâyûnnâme adıyla Ali Çelebi tarafından Osmanlıca’ya çevrilmiş olup, Avrupa’da meşhûrdur. Eserin Fransızca’ya tercümesi La Fontaine hikâyelerine kaynaklık etmiştir. İngilizce’ye de tercüme edilmiştir.

6-Cevâhir-üt-Tefsîr li-tuhfet-il-Emir: Ali Şîr Nevâî’nin isteği üzerine yazmaya başladığı Farsça Kur’ân-ı kerîm tefsîridir. Vâiz-i Kâşifî bu eserini dört cild olarak yazmayı plânlamış, ancak birinci cildini tamamlayabilmiştir.

Bu eserde ilk üç sûrenin tamâmı ve dördüncü sûrenin bir kısmının tefsiri mevcûddur. Yazmaları çok olan bu eserin girişinde Kur’ân-ı kerîmle ilgili yirmi iki çeşit ilme dâir geniş malûmat verilmiştir.

7-Risâle-i Hâtemiyye: Hüseyn Baykara için Farsça yazılan bu eserin konusu Hâtem-i Tâî’nin menkıbeleridir.

8-Lübâb-ı Ma’nevî fi intihâb-ı Mesnevi: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî’sinden seçtiği şiir mecmu’asıdır. Lübb-i Lübâb-ı Ma’nevî adlı ikinci mecmû’ası ise Mesnevî’nin değişik düzenlemesidir.

9-Fütüvvetnâmeyi Sultanî: Vâiz-i Kâşifî’nin en kıymetli kitaplarından biridir. Akıcı bir dille yazılmış olan bu eser, fütüvvet konusunda yazılanların en önemlisi ve en genişidir. Vâiz-i Kâşifî bu eserinde önceki nesillerden gelen ve kitaplarda bulunmayan Fityân konusundaki bilgileri toplamıştır. Bu husûsdaki önemli yazılı kaynaklardan istifâde etmiştir. İran’ın ortaçağ târihine ait bâzı noktaları, fityan ve bunun ictimâî organizasyonu tam olarak bildirilmiştir (Bkz. Fütüvvet).

10-Mahzen-ül-inşâ: Hitabet ve yazışma ile ilgili bir eserdir. Sultan Hüseyn Baykara ve Ali Şîr Nevâî için yazılmıştır.

11-Esrâr-ı Kasımı, 12-Tuhfet-üs-salât, 13-Sebât-ül-kâşife, 14-Fadl-üs-salât ale’n-Nebiyyi, 15-Feyz-ün-Nevâl fi Beyân-iz-Zevâl, 16-Mir’at-üs-safâ, 17-Matla-ul-Envâr, 18-Dîvân-ı Kâşifi, 19-Menâkıb-ül-Evliyâ, 20-Mecâlis-ül-Vâiz.

GÜZEL AHLÂK!

Vâiz-i Kâşifi yazdığı Ahlâk-ı Muhsinî adlı eserinde buyuruyor ki: Hikmet sahihleri demişlerdir ki, güzel ahlâkın alâmetleri ondur:

1-iyi insanlara muhalefet etmemek, 2-Fedâkârlığı hep başkalarından beklemeyip kendi nefsinden fekâkârlıkta bulunmak, 3-Hiç kimsenin aybını araştırmamak, 4-Bir kimsede uygun olmayan bir hâli gördüğü zaman onu iyiliğe te’vil etmek, sû-i zanda bulunmamak, 5-Kabahati olan kimse özür dilediğinde özrünü kabul etmek, 6-Yapabildiği kadar muhtaçların ihtiyaçlarını gidermek, 7-insanlardan gelen eziyet ve sıkıntılara sabır ve tahammül etmek, 8-Kendi ayıplarını görmek, kendi ayıplarını araştırıp, onları düzeltmekle meşgul olmak, başkalarının ayıplarıyla uğraşmamak, 9-Herkese tatlı dil güler yüz göstermek, 10-İnsanlarla yumuşak konuşmak ve onlara karşı iyi muamelede bulunmak.