İslâm Tarihi Ansiklopedisi

TACEDDÎNOĞULLARI

Türkiye Selçuklu Devleti’nin zayıflaması üzerine Karadeniz kıyısında Bafra ile Ordu arasında, güneyde Niksar’a kadar olan bölgede kurulan Türk beyliği. Merkezi Niksar olan beyliğin kurucusu Tâceddîn Bey’dir. Niksar ve çevresini elinde bulunduran Tâceddîn Bey’in babası Doğancık Bey, kuzeybatıda Kastamonu emîri Süleymânşâh ile hudûd komşusu idi. Anadolu’da İlhanlı hâkimiyeti yıkılırken meydana gelen otorite boşluğu ve nüfuz mücâdeleleri sırasında Doğancık Bey, bölgesine giren Kürt ve Taşan beyleri ile Gazi Çelebi’yi mağlûb etti. Eretna’nın Şeyh Hasen ile mücâdelesinde, Şeyh Hasen’nin tarafını tutan Doğancık Bey’in Eretnalılarla arası açıldı. Eretna Bey, Şeyh Hasen’i te’sirsiz hâle getirdikten sonra, Amasya üzerine asker gönderdi. Amasya’dan Niksar’a çekilen Doğancık Bey, bu olaydan bir kaç sene sonra vefat etti (1348).

Doğancık Bey’in ölümü üzerine yerine oğlu ve beyliğin asıl kurucusu Tâceddîn Bey geçti. Tâceddîn Bey, beyliğinin ilk senelerinde Amasya’da müstakil bir emir olan Hacı Şadgeldi’ye tâbi oldu. Bu sırada Eretna Beyliği’nin başında Ali Bey bulunmakta idi. Ancak beylik üzerinde asıl söz sahibi Kadı Burhâneddîn olup, Ali Bey, bunun elinde oyuncak olmuştu. Tâceddîn Bey’in Hacı Şadgeldi’ye tâbi olarak Eretna aleyhine faaliyette bulunması, Kadı Burhâneddîn komutasındaki Eretna ordusunun Niksar taraflarına gelmesine sebeb oldu. Samagar aşiretinin de Eretna ordusuna katıldığı bu seferde, Niksar ve çevresi yağmalandı. Bu arada Amasya’ya yaptığı bir hücûmla Hacı Şadgeldi’yi ortadan kaldıran Kâdı Burhâneddîn istiklâlini îlân etti. Bunun üzerine, Kadı Burhâneddîn’e muhalif olan gruplar, Şeydi Hüsam ve Taceddîn Bey’in etrafında toplanarak harekete geçtiler. Müttefik kuvvetler, ilk olarak Erzincan yakınlarındaki Akşehir kalesini ele geçirdiler. Bu gelişmelerden sonra Kadı Burhâneddîn, Taceddîn Bey üzerine sefere çıktı. Yapılan muharebeyi kaybeden Taceddîn Bey, sulh yapmak mecburiyetinde kaldı. Trabzon Rum imparatoru Üçüncü Aleksios, hudutları boyunca kuvvetlenen Türk beylerinden korkmağa başladı. Taceddîn Bey, 1381’de imparator Aleksios’un kızı Evdakia ile evlendi.

Taceddîn Bey, Ordu vilâyetine hâkim olan Hacı Emir’in oğlu Süleyman Bey’in isyanı yüzünden çıkan iç karışıklıktan faydalanmak istedi ve bölgeye sefer düzenledi. Yapılan savaşta Süleyman Bey, Taceddîn Bey’in kuvvetlerini dar bir geçitte sıkıştırarak bozguna uğrattı. Taceddîn Bey, savaş sırasında öldürüldü (1387). Cesur, atak ve cür’etkâr bir zât olan Taceddîn Bey’in hayâtı devamlı mücâdele ile geçti.

Taceddîn Bey’in ölümünden sonra yerine, Mahmûd Çelebi ve Alb Arslan adlı oğulları geçti. Mahmûd Çelebi, beyliğin birliğini yeniden te’min edebilmek için, Kadı Burhâneddîn’e bir elçilik hey’eti gönderip, önceki hâdiseler için af dileyerek, gerektiğinde para ve asker yollayacağını vâd edince, isteği kabul edildi ve beyliğin başında müstakil kaldı. Böylece Niksar ve ona bağlı yerler kendisine bırakıldı.

Bir süre sonra, Kadı Burhâneddîn’e karşı kurulan ittifaka, Taceddînoğulları da katıldılar. Bu sırada, Osmanlı tahtına geçen Yıldırım Bâyezîd Hân, Anadolu beyleri üzerine sefere çıkmıştı. Bu durum, müttefik kuvvetlerin Kadı Burhâneddîn’e yanaşmasına sebeb oldu. Fakat Kadı Burhâneddîn, aleyhine faaliyetlerde bulunan Candaroğlu İkinci Süleyman’ın yardım çağrısına fazla îtibâr göstermeyince, Yıldırım Bâyezîd, Sinop ve çevresi hâriç olmak üzere, Candaroğulları topraklarına tamamen hâkim oldu. Bunun üzerine diğer Anadolu beylikleri derhâl, Bâyezîd Hân’a itaatlerini bildirdiler. Bu beyler ve bilhassa Taceddînoğulları, Yıldırım Bâyezîd’i Kadı Burhâneddîn üzerine sefer düzenlemeye teşvik ediyorlardı. 1393 senesinde Osmanlı kuvvetlerinin Kırkdilim mevkiinde, Kadı Burhâneddîn’e yenilmesi, bu beylikler üzerinde şok te’siri yapınca, hangi tarafa geçeceklerini şaşırdılar.

Bu hâdiseler gelişerek devam ederken, Taceddînoğulları Beyliği içerisinde, kardeşler arasında rekabet başladı. Niksar bölgesinin bir kısımmı ele geçiren Alb Arslan, Kadı Burhâneddîn’den yardım almaktaydı. Mahmûd Çelebi ise, diğer kardeşleri Kılıç Arslan ve Süleyman Bey de yanında olmak üzere Osmanlılara tâbi idi. Alb Arslan, Kadı Burhâneddîn’den aldığı kuvvetlerle beylik içinde hâkim duruma gelince, güç duruma düşen Mahmûd Çelebi, bu durumdan kurtulmak için, Kadı Burhâneddîn’le anlaştı. Bu hâlden şüphelenen Alb Arslan, Burhâneddîn Bey’in düşmanı olan Eretna ailesine mensûb Feridun Bey’le münâsebet kurdu. Bunu öğrenen Kadı Burhâneddîn, onun üzerine yürüdü ve yapılan savaşta Alb Arslan öldü (1394). Alb Arslan’ın, Hüsâmeddîn Hasen ve Hüsâmeddîn Mehmed Yavuz isimli iki oğlu, babalarından kalan Samsun ve Çarşamba bölgesinde müştereken hâkimiyetlerini devam ettirdiler.

Alb Arslan’ın ölümünden sonra, Kadı Burhâneddîn’in hedefi, Taceddînoğullarının topraklarını tamamen ele geçirmekti. Bunun için Taceddînoğullarına ait Yenişehir kalesi yanında bir kale yaptırarak, içerisine, devamlı Mahmûd Bey üzerine sefere çıkan seçkin kuvvetler koydu. Mahmûd Çelebi, bu kuvvetlere karşı meydan harbi veremediğinden, çete savaşları ile bu hücûmları savuşturmaya çalışıyordu. Kadı Burhâneddîn’in 1398 senesinde Akkoyunlu hükümdarı Karayülük Osman Bey tarafından, Sivas önlerindeki muharebede öldürülmesi üzerine Mahmûd Bey; Bâyezîd Hân’ın Amasya, Tokat ve Sivas’ı ele geçirmesinden sonra, Osmanlı Devleti hâkimiyeti altına girdi.

1402 Ankara muharebesinde Yıldırım Bâyezîd’in yenilmesinden sonra, Alb Arslan’ın oğlu Hasen Bey, Tîmûr Hân’ın himayesinde bağımsız olarak Niksar ve bir kısım Canik topraklarında Taceddînoğulları Beyliği’nin başına geçti ve Osmanlıların bu döneminde kendi başına hareket etti. Bu arada İsfendiyâr Bey’le anlaşarak topraklarını genişletmeye çalıştı. Bu iki bey, Bafra ve Samsun üzerine iki koldan yürüdüler. Yapılan savaşta Samsun beyini öldürerek, beyliğin büyük bir kısmına sâhib oldular. Osmanlı hükümdarı Çelebi Mehmed, tek başına devleti toparlayıp, hâkimiyeti sağlayınca, İsfendiyâroğullarından Samsun’u geri aldı. Taceddînoğlu Hasen Bey ile kardeşi Mehmed Bey, Çelebi Mehmed’le dostluklarından dolayı yerlerinde kaldılar.

Hasen Bey, Sultan İkinci Murâd devrine kadar beyliğini korudu. Sultan İkinci Murâd Hân tahta geçtikten sonra, Anadolu’nun bu bölgelerini ele geçirmek ve bölge valilerini ortadan kaldırmak için Lala Yörgüç Paşa’yı vazifelendirdi. Bunun üzerine Yörgüç Paşa, Hasen Bey’i yakalamak ve topraklarını ele geçirmek niyeti ile büyük bir düğün merasimi düzenleyerek onu ziyafete çağırdı. Fakat bunu fark eden Hasen Bey, davete katılmayıp, topraklarını Sultan’a teslim edeceğini bildirdi. Sözünün eri olan bu beye nihayet, 1427 senesinde Rumeli’de bir sancak verildi. Böylece, Taceddînoğulları Beyliği Osmanlılara geçmiş oldu.

Taceddînoğullarına ait şimdiye kadar hiç bir sikkeye rastlanmamıştır. Hasen Bey’in Çarşamba’da bulunan, 1424 tarihli cami ve vakfiyesi vardır. Buranın kitabesinde kendisi; “Emîr-i kebîr, Hüsâmüddevleti veddîn Hasen Bey bin el-Merhum Alb Arslan Bey İbn-ül-Emîr-ilmağfûr Taceddîn” diye zikrolunmuştur. Taceddînoğullarından cesur ve atılgan bir zât olan Alb Arslan Bey ise, fazîlet sahibi ve edebiyata düşkündü. Arabçayı çok iyi bilen bu bey, nahiv ile meşgul olurdu.

TACEDDÎNOĞULLARI

TACEDDÎNOĞULLARI

Tahta Geçişleri

Taceddîn bin Doğancık

1348 (H. 749)

Mahmûd Çelebi

1387 (H. 789)

Osmanlı hâkimiyeti

1398 (H. 800)

Alb Arslan bin Taceddîn

1394 (H. 796)

Hasen Bey

1402 (H. 805)

Osmanlı hâkimiyeti

1428 (H. 831)