İslâm Tarihi Ansiklopedisi

SÜLEYHÎLER

Yemen’de hüküm süren şiî bir hanedan. 1038 (H. 430)-1168 (H. 563) yılları arasında Hadramut’tan Mekke’ye kadar Yemen ve Asîr bölgesine, tamamen hâkim oldular.

Yemen, Abbasî hilâfet merkezi olan Bağdâd’a uzaklığı sebebiyle kontrolden mahrumdu. Kısa zamanda şiîlerin, bilhassa zeydî fırkasının merkezi hâline geldi. Bazı bölgelerde sünnîmüslümanlar da vardı. Hanedanın kurucusu ve Süleyhîlerin lideri olan Ali bin Muhammed Süleyhî de, Ehl-i sünnet bir insan olan Harâz kadısı Muhammed bin Ali Süleyhî’nin oğlu olup çok zekî ve okumaya meraklı idi. Kendisine dost gibi yaklaşan râfizî dâîsi Amir bin Zehavî’ye küçük yaşta kanıp onun verdiği bozuk kitablardan îmâmiyye fıkhını okudu. Böylece atalarının doğru yolundan ayrılıp, Fâtımîlere bağlandı. Kendisini saptıran Fatımî dâîsi (propagandacı) Ali bin Zehavî ölünce onun yerine geçip bölgede şiî propagandacılığını üstlendi, önce kendisini halka tanıtmak ve tarafdâr toplamak için on beş sene Yemen’den hacca giden hac kafilelerine delîllik yaptı. Babasının nüfuzundan da istifâde ederek bir hayli tarafdâr buldu. 1038 (H. 430) senesinde Yemen’e hâkim olacak güce geldiğine kanâat getirerek, harekete geçti. Eskiden beri hâkim olduğu Harâz’ın Mesâr civarında bir kale yaptırıp, tarafdârlarını burada topladı. Sonra Ya’fûrî, Ressî ve Ziyâdî kabilelerinin zeydî imamlarına karşı mücâdeleye başladı. 1047 (H. 439)’da Ressî imâmı Cafer bin İmâm-ıl-Kâsım ile giriştiği mücâdelede onu mağlûb etti. Yena kalesi ile Hazûr bölgesini ele geçirdi. 1048’de de Ya’fûrîlerden Yahya bin Ebî Hâşid’i Savf köyünde mağlûb ettikten sonra San’a’yı zapt etti. Bu hâdiselerden sonra Yemen, Fâtımîlerin kontrolü altına girdi. Mustansırbillah adına hutbe okunmaya başlandı. 1080 (H. 473)’de Aden’i de hâkimiyetleri altına alan Süleyhîler, bölgenin tamâmına hâkim oldular. Te’sirleri Yemen’in dışında Hicaz’a da yayıldı. Ebû Hâşim adlı birini Mekke’ye vali tâyin etti ise de hâkimiyeti kısa sürdü.

Süleyhîlerin kurucusu Ali bin Muhammed, Mekke üzerinde sürekli hâkimiyet sağlamak için giriştiği mücâdelede Mehcem denilen yere geldiğinde, Ümmü İbrahim veya Ba’r-i Ümmü Mâbed’de, Müeyyedûn-Necâh’ın oğlu Sa’îdü’l-Ahvel’in baskınına uğradı. Kardeşi Abdullah’la birlikte 1081 (H. 474)’de öldürüldü ve karısı Esma esir düştü. Esma, hâlini San’a’daki oğlu Mükerrem Ahmed’e iki sene sonra bildirebildi. Süleyhîlerin liderliğini ve dâîliği üstlenen Mükerrem Ahmed, Zebîd şehrine saldırarak Sa’îdü’l-Ahvel’i kaçırdı ve esir olan annesini kurtardı. Sonra dayısı Esad’ı Zebîd’e vali bırakarak San’a’ya döndü. San’a’ya dönünce babasını öldüren Sa’îd-ül-Ahvel, Zebîd şehrini yeniden işgal etti. Mükerrem Ahmed’in karısı Melike Ervâ’nın tertiblediği bir hîle neticesinde Zebid tekrar Süleyhîlerin eline geçti.

Süleyhîlerin lideri Mükerrem Ahmed, Dinâr-ül-melik adıyla tanınan ve Hind Okyanusu kıyılarında uzun süre geçerli olan değerli bir para bastırdı. Daha sonra Mükerrem sefahate dalınca, Süleyhîlerin idaresini karısı Melike Ervâ ele aldı. Kocası Mükerrem ölünce, Ervâ, Fâtımîlerin bozuk inancı gereğince, 1091 (H. 484) senesinde dâîliği Ebû Himyer Şebe’ bin Ahmed’e verdi. Bir şiî propagandacılığı vazifesi olan dâîliği; 1099 (H. 492)’de Mufaddal bin Ebi’l-Berekât’a, 1119 (H. 513)’de Mısır’dan gönderilen İbn-i Necib’e, 1126 (H. 520)’de İbrahim İbn-i Hüseyn’e, son olarak da Süleyhîlerin yerini alacak olan Zerî’î ailesinden Sebe’ bin Ebis’suûd’a verdi. Fakat yönetimi hiç bir zaman elden bırakmadı. San’a şehri dışında Miflek Ca’fer’de inşâ ettirdiği Zûcible veya Dar’üliz adındaki sarayından Süleyhîleri idare etti. Dâî Ali’nin karısı Esma tarafından yetiştirilen Ervâ, idareyi elinde tutmakla, Dâî Ali Süleyhî’nin gerçek halefi oldu.

Edebiyata meraklı, târih bilgisi kuvvetli bir kimseydi. Halk tarafından çok sevildiği için kendisini kabul ettirdiği teb’ası ona Küçük Belkıs lakabını vermişti. Onun devrinde Süleyhîler, Zebîd’e hâkim olmak, Benî Necahla mücâdele ve Melike Ervâ’yı iktidardan uzaklaştırmak için faaliyete geçen Dâî İbnü’n-Necib’e mâni olmak gibi iç mücâdelelerle uğraştılar. Muhaliflerinin gün geçtikçe kuvvetlenmesi netîcesinde 1099 (H. 492)’de Süleyhîler, San’a’dan çekilerek Aden ve Zebîd şehrini kaybettiler. 1138 (H. 533)’de Melike Ervâ’nın ölümünden sonra Mansur Sebe’ bin Ebis’suûd, Zûcible, Takar, ibb, Habb ve Mihlef Câ’fer kalelerine yerleşti. Neticede Süleyhîlerin elinde sâdece Sabar ve Tâiz kaleleri kaldı. 1153 (H. 548)’de Süleyhîlerin başına geçen Ebü’l-Meâlî Ahmed ise, Tihâme’den gelen Mehdî bin Ali’ye bu kaleleri satıp Cened’e çekildi. 1168 (H. 563) senesinde ölümü üzerine Süleyhîler tamamen söndüler.

SÜLEYHÎ MELİKLERİ

SÜLEYHÎ MELİKLERİ

Tahta Geçişleri

Ali bin Muhammed

1047 (H. 439)

Mükerrem Ahmed

1067 (H. 459)

Mükerrem el-Asgar Ali bin Ahmed

1084 (H. 477)

Mansur Sebe’ bin Ahmed Muzaffer bin Ali (Melike Ervâ’nın hâkimiyetinde)

1099-1138 (H. 492-533)