İslâm Tarihi Ansiklopedisi

MENTEŞEOĞULLARI BEYLİĞİ

Güneybatı Anadolu’da kurulan Türk beyliği. Merkezi bugünkü Muğla şehri olup, hâkimiyetleri on üçüncü asrın ortalarından başlıyarak, on beşinci asrın başlarına kadar sürmüştür. Askerî ve siyâsî hâkimiyet başta olmak üzere Anadoluda iskân siyâsetini de pekiştirmek istiyen Selçuklular; Moğol zulmünden kaçan Türk boylarını Bizans’a karşı gaza akınları yapmaları için Batı Anadolu’ya yerleştiriyorlardı. Menteşe Bey’in kumandasındaki Türkler de, Bizanslıların Karya, Osmanlıların Menteşe eli dedikleri bölgeye, bugünkü Muğla ve çevresine yerleştirildiler. On üçüncü asrın ikinci yarısından sonra, Moğol te’ziriyle, Selçuklu Devleti nüfuzunun günden güne azalması uçlardaki Türk unsurlara geniş bir hareket serbestisi vermekteydi.

Menteşe Bey idaresindeki Türkmenler, 1261 senesinden îtibâren Muğla ve çevresini hâkimiyetleri altına almaya başladılar. Türklerin devamlı genişlemesi üzerine, Bizans imparatoru Sekizinci Mihail’in kardeşi Johannes, 1269 yılında Karya üzerine sefere çıktı. Johannes’in gayesi Türkleri bölgeden tamamen uzaklaştırmaktı. Fakat bunda başarılı olamayan Johannes’in Balkanlar üzerine gitmesi, Türkler’in Karya ve çevresinde iyice yerleşmesine sebeb oldu. Bizans imparatoru, 1278 senesinde oğlu Andronikos kumandanlığında bir orduyu Menteşe Bey’in üzerine gönderdi. Andronikos, Karya bölgesine geldiğinde, buranın tamamen Türklerin eline geçtiğini ve onları buradan çıkaramıyacağını anladı. Trolles (Aydın) ve Nyssa’ı (Güzelhisar) tahkim etmekle yetindi. 1282 senesinde Andronikos’un Nif’e çekilmesi üzerine, Menteşe Bey kumandasındaki Türkler, yeni tahkim edilen Aydın’ı kuşattılar ve kısa sürede ele geçirdiler. Aydın’ın fethinden sonra Güzelhisar üzerine yürüyen Menteşe Bey, burayı da zaptetti. Böylece Türkler, Menderes havzasına tamamen hâkim oldular.

1296 senesinden önce vefat eden Menteşe Bey’in yerine oğlu Mes’ûd Bey geçti. Bizans kumandanlarından Aleksios Philantropos’un, Karya’yı Türklerden geri almak için Menderes üzerinden güneye doğru ilerlediği sırada, Menteşeoğullarının başında Mes’ûd Bey bulunuyordu, önce Aydın’ı Türklerden geri almayı başaran Aleksios, kazandığı bu kısmî başarılarının sonunda İmparatora isyan ederek Türklerle birleşti. Aleksios, Nif kalesi kumandanı tarafından ortadan kaldırılınca, ele geçirdiği yerler Türklerin elinde kaldı. Böylece iki Bizanslı komutanın mücâdelesinden kârlı çıkan Türkler, Karya mıntıkasına iyice yerleştiler.

Bizans hücûmlarını te’sirsiz hâle getiren Mes’ûd Bey, yeniden fetihlere başlayarak, donanması ile 1300 senesinde Rodos’a sefer düzenledi ve adanın büyük bir kısmını ele geçirdi. 1306 senesinde Katalan donanmasının en önemli üssü olan Chios’a sefer düzenleyen Menteşe donanması, büyük bir galibiyet ve ganimetle döndü. 1310 senesinde Memlûk Sultânı tarafından Akka’dan çıkarılan Saint Jean şövalyeleri Rodos’a taarruz ettiler. Bunlar 15 Ağustos 1310’da adanın merkezini, dört sene içinde de tamâmını ele geçirmişlerdi. Mes’ûd Bey, Rodos’u geri alabilmek için büyük bir gayret sarfetmiş, hattâ Cenevizlilerle anlaşmışsa da 1312’de Papa Beşinci Clernens’in müdahalesiyle bu teşebbüsleri neticesiz kaldı.

1319 senesinden önce vefat eden Mes’ûd Bey’in yerine oğlu Şücâeddîn Orhan Bey geçti. Orhan Bey, 1320 senesinden îtibâren şövalyelerden Rodos’u almak için giriştiği mücâdelede muvaffak olamadı. Orhan Bey’in vefat târihi de bilinmemektedir. Yerine oğlu İbrahim Bey geçmiştir. İbrahim Bey, Latinlerin eline geçen İzmir’i geri almak için Aydınoğullarından Umur Bey’e yardıma hazırlanmış ise de, Umur Bey’in 1348’de şehîd düşmesiyle bu gerçekleşmemişti. Venedikliler, kendilerine karşı hazırlık yapan İbrahim Bey’i, Balat Limanına soktukları donanma ile tehdit ettiler ve 1352-1355 seneleri arasında Girit Dukası Marino Morosini vasıtasıyla ağır bir anlaşma yapmaya mecbur bıraktılar. İbrahim Bey, 1360 senesinden kısa bir süre önce vefat etti.

İbrahim Bey vefat ettiği zaman üç oğlu vardı. Türk beyliklerinde hüküm süren an’aneye göre babalarının zamanında beyliğin çeşitli vilâyetlerinde hüküm süren üç kardeş, onun vefatından sonra beyliği üçe bölerek, her biri bir kısmın başına geçti. Buna göre Mûsâ Bey, Balat ve Milas taraflarında; Mehmed Bey, Muğla ve Çine havâlisinde, Ahmed Bey ise; güneyde Fethiye ve Marmaris taraflarında hükümdarlığa başladılar. Böylece beyliğin bütünlüğü kayboldu. Ahmed Bey’in Rodos ile Kıbrıs arasında sefer yapan gemilere karşı harekâtı üzerine Kıbrıs kralı Birinci Peter, donanması ile 1365 senesinde Aydın ve Menteşe sahillerini tehdîd etti. Ayasolug (Selçuk) ve Balat’ta yaşayan kendi tebeası için endişeye kapılan Venedik’in araya girmesiyle barış yapıldı. Ahmed Bey bir ara Balat’a hâkim olmuşsa da bu uzun sür-memiştir. Balat ve havalisine, 1389’dan önce Mehmed Bey’in oğlu Gıyâseddîn Mahmûd Bey’in hâkim olduğu görülmektedir. Mahmûd Bey, kardeşi İlyas Bey’e karşı yaptığı hâkimiyet mücâdelesini kaybederek Osmanlılara iltica etmişti. Birinci Murâd Hân’a, Kosova muharebesinde Menteşe Bey’i Mahmûd Bey askerle yardım etmişti. Kosova savaşı sonunda ölen babasının yerine Birinci Bâyezîd Hân geçmişti. Anadolu’da Karamanoğullarının teşviki ile Osmanlılar aleyhinde düzenlenen ittifaka, Menteşe Beyleri de katıldı. Sultan Bâyezîd, bu ittifaka karşı düzenlediği Anadolu seferinde, Balat ve Muğla’daki Menteşe kolu topraklarını ele geçirdi. Mehmed ve İlyas Beyler, Candaroğlu İsfendiyar Bey’e sığındılar. Ahmed Bey ise bu harekât sırasında Milas ve Peçin’de hüküm sürmeye devam etti. Ahmed Bey’in 1391 senesinde ölümü, bölgenin Osmanlılar eline geçmesine sebeb oldu. Menteşe toprakları, 1402 Ankara Muharebesine kadar Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. Tîmûr Hân, Anadolu beylerine eski yerlerini iade ettiğinde, İbrahim Bey’in oğlu İlyas Bey’e de Menteşe’yi verip emîr tâyin etti. Ülkesine döndükten sonra bir süre Tîmûr Hân’a tâbi olan İlyas Bey, deniz seferleriyle adalardaki Latinleri güç durumda bırakıyordu. Bu yüzden Venedikliler, 1408’de Girit kontu Marco Falreri aracılığı ile bir anlaşma yaptılar. Fakat çarpışmaların arası kesilmedi. Venedikliler yeniden harekete geçince, İlyas Bey, Amiral Ser Pitro Civrano ile eski anlaşmayı yenilemek mecburiyetinde kaid! (1414). İlyas Bey, aynı sene, Osmanlı sultânı Çelebi Mehmed Hân’ın yüksek hâkimiyetini tanıdı. İlyas Bey’in 1421 senesinde ölümünden sonra oğulları Leys ve Ahmed, Osmanlı sarayından kaçarak, beyliğin başına geçmeğe muvaffak oldular. Fakat Sultan İkinci Murâd Hân. 1424 senesinde Menteşe topraklarını ele geçirerek bu beyliğe son verdi.

İki yüz seneye yakın Anadolu’nun güneybatı bölgesine hâkim olan Menteşoğullarına ait kültür ve san’at eserleri hâlâ mevcuttur. Bölgede cami, medrese, türbe ve diğer sosyal müesseseler inşâ eden Menteşe Beyliği’nin Milas, Muğla, Beçin ve Balatşehirlerinde zamanına göre fakülte derecesinde yüksek vasıflı medreseler vardı. İlyas Bey’in 1404 senesinde Balat’ta yaptırdığı cami, Türk san’at eserlerinin nadide nümûnelerindendir. İlyas Bey adına “İlyâsiye fit-Tıb”, Mehmed Bey’in oğlu Mahmûd Çelebi adına da, Farsça’dan Bâznâme adında avcılığa dâir bir eser tercüme edilmiştir. Menteşe beyleri, ilme, âlimlere çok değer verip himaye ederlerdi. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin torunlarından Ulu Arif Celebi’ye hürmet gösterip, Mevlevîliğin bölgelerinde yayılmasına müsâade etmişlerdir.

Menteşeoğullarının, devrin diğer Anadolu Beyliklerinden farklı olarak, kuvvetli bir donanması vardı. Mısır’daki Memlûklular, Frenklere karşı Anadolu’dan yardım isteyince, bu beylik iki yüz kadırg’a gönderme vadinde bulundu. Bu hâl Menteşeoğullarının denizlerdeki güç ve kudretini göstermesi bakımından önemlidir. Menteşeoğulları, Akdeniz ve Ege’de korsanlara karşı durmadan ve yılmadan mücâdele etmişlerdir.