İslâm Tarihi Ansiklopedisi

MANSÛR

Abbasî Devleti’nin ikinci halîfesi. Künyesi Ebû Ca’fer, ismi Abdullah bin Muhammed’dir. 719 (H. 101) senesinde Hümeyme şehrinde doğdu. 775 (H. 158)’de vefat etti. Yirmi bir sene halîfelik yaptı. İleri görüşlü, cesur ve heybetli idi. Muhakemesinin kuvveti bakımından Abbasî halîfelerinin en meş-hûrlarındandır. Abbasî Devleti’nin kuruluşunu tam olarak gerçekleştiren, bu halîfedir. İlk Abbasî halîfesi olan kardeşi Ebü’l-Abbâs es-Saffâh’a önemli derecede yardımcı olmuştur. Onun devrinde Ermenistan, Azerbaycan ve El-Cezîre valiliği yaptı ve veliahd tâyin edildi. Ayrıca, hac işlerinin idaresi de Mansûr’a verildi. 754 (H. 136) senesinde Ebü’l-Abbâs es-Saffâh’ın vefatı üzerine halîfe seçildi. Amcası Abdullah bin Ali halîfe olmak için harekete geçti ise de, Ebû Müslim Horasanı tarafından mâni olundu. Daha sonra Mansûr için önemli bir baskı unsuru olan Ebû Müslim Horasânî öldürüldü. Bunun üzerine Horasan’da Ebû Müslim Horasânî’nintarafdârları; Sunbad adında İranlı bir mecûsînin liderliğinde ayaklandılar. Nişâbûr’daki bu ayaklanma sür’atle yayıldı. Âsîlerin başı olan Sunbad, Rey’e gelerek valiyi öldürüp şehri ele geçirdi. Ayrıca yardım istedi ve Taberistan’dan önemli derecede yardım aldı. Sunbad’ın asıl maksadı, halîfe Mansûr’dan öç almaktı. Bu sebeple, Rey’den Hemedan’a hareket etti. Halîfe Mansûr bu tehlikeli isyana karşı Cumhur bin Merrar komutasında iki bin kişilik bir ordu gönderdi. Bu ordu, isyancı kuvvetlerle Rey ile Hemedan şehri arasında karşılaştı. Çetin bir savaş sonunda, pek çok askerini kaybeden Sunbad, Taberistan’a kaçtı. Taberistan’a varınca, oranın hâkimi tarafından yakalanıp 755 (H. 137) senesinde öldürüldü.

Ebû Müslim. Horasanı tarafdârlarından bir kısmı da Mâverâünnehr’de 755 (H. 137) senesinde İshâk adında bir başka mecûsînin liderliğinde ayaklandılar. Horasan valisi Dâvûd Hâlid bin İbrahim çok uğraşmasına rağmen bu ayaklanmayı bastıramadı. Nihayet halîfe Mansûr, 757 (H. 140) senesinde oğlu Mehdî’yi isyanı bastırmakla vazifelendirdi. Mehdî, Nişâbûr’a gidip, oradan isyancılar üzerine askerî birlikler göndermek suretiyle ayaklanmayı bastırdı.

Bu ayaklanmaların bastırılmasına rağmen, Horasan’da sükûnet ve hâkimiyet bir türlü kurulamadı. Peş peşe isyanlar çıkıyordu. 767 (H. 150) senesinde Ustazsis adında birinin liderliğinde bir isyan hareketi daha başladı. Bu şahıs; Badgis, Herat ve Sîstan’da çeşitli grupları çevresinde toplayıp, Horasan’ın bâzı şehirlerini işgal etti. Üzerine gönderilen kuvvetleri mağlûb edip, te’sir sahasını da epeyce genişletti. Halîfe Mansûr, isyanı bastırmak için oğlu Mehdî’yi vazîfelendirdi. Mehdî, komutanlarından Hâzin bin Huzeyne’yi, Ustazsis üzerine gönderdi, ilk müdâhalede bir başarı elde edilemedi. Mehdî, yardımcı kuvvetler göndererek destekleyince, isyancıların başı Ustazsis yakalanıp isyan bastırıldı.

Halîfe Mansûr’a karşı Ebû Müslim Horasanî tarafdârlarından başka bir grup da, 758-759 (H. 141-142) yılında harekete geçti. Fakat bu isyan, diğer isyanlardan daha değişik ve çok sinsi bir tarzda idi. Bunlar haricî idiler. Gayelerine ulaşmak için, işe, halîfe Mansûr’u halkın gözünden düşürmek, ona karşı îtimâdı sarsmak suretiyle başladılar. Bunun için de korkunç bir hileye başvurdular. Halîfeye aşırı sevgi ve bağlılık içinde gibi gözüktüler. Sonra da halk arasında (hâşâ) “Halîfe Mansûr tanrıdır” demeye başladılar. Bu hilelerine devam ederek; “Halîfe Mansûr’a ibâdet etmek vâcibtir” dediler. Daha sonra da gruplar hâlinde halîfe Mansûr’un sarayına kadar gidip, sarayın etrafında döndüler. (Hâşâ) “Bu saray bizim rabbimizin sarayıdır” dediler. Halîfe Mansûr, bu fitneci isyancıların ileri gelenlerinden iki yüz kadarını yakalatıp hapsettirdi ise de fitne sönmedi. Ötekiler de halîfenin yanına gidip; “Halîfe bizim ilâhımızdır” diyerek korkunç hîlelerini sürdürdüler. Bir defasında halîfe Mansûr, mâni olmak için aralarına girmişti. İsyancılar bunu fırsat bilerek halîfenin üzerine saldırdılar. Ma’n bin Zâide’nin yardımıyla halîfe ellerinden zor kurtarıldı. Hâşimiye şehrinde vuku bulan bu fitne hareketi, güçlükle söndürüldü.

Halîfe Mansûr, sükûneti sağlamak için Humeyd bin Kahtaba’yı Horasan’a tâyin etti. Humeyd, Kabil bölgesini alarak, Sicistan’da sükûneti sağladı. Bu devirde Hindistan’a seferler yapıldı. 757-760 (H. 140-143) senelerinde Sind Valisi Uyeyne bin Mûsâ’nın isyanı, Ebû Sufra tarafından bastırıldı. Bu isyan bastırıldıktan sonra, Hindistan üzerine akınlar yapıldı.

Halîfe Mansûr’un diğer bir faaliyeti de, Bizans üzerine yaptığı seferlerdir. İslâm devletindeki iç karışıklıkları fırsat bilen Bizans İmparatoru Beşinci Kostantin Kopronymos, 755 (H. 138) senesinde Malatya’ya hücûm ederek şehri zaptetti ve surlarını yıktı. Diğer taraftan Keferdis ve Mamsat’ı ele geçirdi. Bu durum karşısında halîfe Mansûr, kardeşi Abbâs’ı, amcaları Salih ve Îsâ’yı, Rum diyarında Bizans’a karşı gazaya gönderdi. Bunlar, Bizans’ın zaptettiği kaleleri geri aldılar ve yıkılan surları yaptırdılar. Daha sonra da Bizans ileanlaşarak müslümanlardan onlara esir düşenlerin kurtulması için gereken parayı ödeyerek esirleri kurtardılar. Bizanslılar tarafından yıkılan Erzurum kalesini de yeniden yaptırdılar. 757 (H. 140) senesinde halîfe Mansûr, Bizans üzerine yeniden bir gaza hareketi başlattı. Bu gazada komutanlığı, yeğeni Abdülvehhâb ve Hasen bin Kahtaba’ya verdi. Bu komutanlar, emirlerindeki ordu ile Anadolu’ya yürüdüler. Sinop’a kadar uzanan bir akın yaptılar. Dünüşte Malatya kalesini tamamen tamir ettiler. Bizans’a karşı başlatılan bu akınlar, günden güne artırıldı, islâm Devleti, Bizans İmparatorluğuna karşı fevkalâde te’sirli oldu. Bu akınlar bahar ve kış aylarında yapılıyordu. Müslüman akıncılar Mayıs ayında Anadolu’ya girip, Bizans topraklarında bir ay kalırlardı. Yazın yapılan akınlar altmış gün sürerdi. Kışın ise Mart ayının ilk yarısında son bulurdu. Bizans İmparatorluğu müslüman akıncılara karşı kuvvetli bir haber alma şebekesi kurmuş, böylece, Anadolu’daki faaliyetlerini tâkib ederek tedbirler almıştı. Ulukışla’dan (Lulua) îtibâren İstanbul’daki imparatorluk sarayına kadar ışık kuleleri yaptırmışlardı. Bütün bunlara rağmen, müslüman akıncılarının üstün başarıları neticesinde, Bizans imparatorluğu, Abbasî Devleti’ne haraç ödemeye mecbur olmuştu. 772 (H,155) senesinde İmparatoriçe İren, Bağdâd’a bir elçi hey’eti göndererek barışı sağladı.

Halîfe Mansûr zamanında İspanya, Abbasî idare ve hâkimiyetinden koptu. 756 (H. 139) senesinde, Emevî hanedanından Birinci Abdurrahmân, İspanya’da Endülüs Emevî Devleti’ni kurarak, Abbasî idaresinden ayrıldı.

Halîfe Mansûr’un en önemli işlerinden biri, Bağdâd şehrini kurmasıdır. Bu şehrin karşısına sonradan Rusafe’yi de kurdu. Irak’ı ma’mur hâle getirmek için Musul’dan Basra’ya kadar muhtelif yerlerde kanallar açtırdı ve saraylar yaptırdı. Bilhassa orduya çok önem verdi. Orduyu; Mudariye, Rebi’iye, Yemâniye ve Horasâniye olmak üzere dört tümene ayırıp, yeniden tanzim etti. Büyük toprakları içine alan ülkesini hâkimiyeti altında tutmak ve günden güne gelişen hâdiseleri tâkib etmek hususunda büyük gayretler sarf etti. Ayrıca devlet hazînesini dolu tutarak, israftan sakındı. Şiir ve edebiyatı seven ve sâde bir hayat yaşayan halîfe Mansûr, 775 (H. 158) senesinde hacca gitmek için yola çıkmıştı. Mekke’ye yaklaştığı sırada hastalandı. Mekke’ye ulaşmak için acele etti ise de; 7 Ekim 775 (H. 6 Zilhicce 158) senesinde yolda vefat etti. Mu’allâ kabristanına defn edildi. Yerine oğlu Mehdî halîfe oldu.