İslâm Tarihi Ansiklopedisi

MAKKARÎ (Ahmed Tilmsânî)

Kuzeybatı Afrika’da yetişen Mâlikî mezhebi âlimlerinden. İsmi, Ahmed bin Muhammed bin Ahmed bin Yahya bin Abdürrahmân bin Ebi’l-lyş bin Muhammed et-Tilmsânî’dir. Künyesi Ebü’l-Abbâs olup, Makkarî ve Tilmsânî nisbetleriyle meşhûr oldu. Lakabı, Şihâbüddîn idi. 1584 (H. 992) veya 1591 (H. 1000) senelerinde Cezayir’in Tilmsân şehri yakınlarında bulunan Makkar köyünde doğdu ve orada büyüdü.

Ahmed-i Makkarî, aslen, bugün Cezayir’de Kosantina eyâletinde, Mesîla’nın 20 km. kadar güneydoğusunda bulunan, Makkaralı birâlimler ailesine mensûb idi. Baba tarafından dedelerinden biri olan Muhammed bin Muhammed elmakkarî, Fas başkâdısı ve Gırnatalı biri olan âlim Lisânüddîn İbn-ül-Hatîb’in hocalarından idi. Küçüklükten itibaren mükemmel bir tahsîl gördü. İlk hocası, Tilmsân’da 60 sene müftîlik yapan, amcası Ebû Osman Sa’îd bin Ahmed elmakkarî’dir. Bu zâttan tam yedi defa Sahîh-i Buhârî’yi okudu. Hocalarının silsilesi Kadı Iyâd’a ulaşmaktadır. Kütüb-i sitte’yi ve aynı yol ile Şifâ-i şerîf kitabındaki hadîs-i şerîfleri de rivayet etti. Bundan sonra doğduğu şehri terk edip, Merrâkûş ve Fas’a geldi. 1613 (H. 1022) senesinden 1618 (H. 1027) senesine kadar, Fas’da bulunan Karâviyyîn-i Kebîr Câmiî’nde imâm oldu ve oraya müftî tâyin edildi. Bundan sonra hac etmek üzere Hicaz’a gitti.

Sonra 1619 (H. 1028) senesinde Kahıre’ye gelip, bir kaç ay kaldı ve orada evlendi. Ertesi sene Kudüs’e gitti. 25 gün sonra Kâhire’ye döndü. 1627 (H. 1037) senesinde yeniden hacca gitti. Bundan sonra beş defa daha hac ibâdetini îfâ eyledi. Mekke-i mükerremede olduğu gibi, Medîne-i münevverede de hadîs-i şerîf okuttu. Bu dersleri herkes tarafından büyük bir alâka ile tâkib edildi. Bir defa daha Kudüs ve Şam şehirlerine gidip, bir müddet orada ikâmet etti. Şam’da, kendisine büyük âlim Ahmed bin Şahin tarafından, Çakmakıyye Medresesi’nin anahtarları teslim edilip, müderrisliğe kabul olundu. Burada hadîs-i şerîf derslerini, zamanının büyük âlimleri ve binlerce kişi tâkib ettiler. Derslerini tâkib edenler, ağlayarak dinlerlerdi. Kendisi ders halkasının ortasında otururdu. Sonra bir vâz kürsîsi hazırlanıp, cnun üzerinde oturarak ders vermeğe başladı. Ehl-i sünnet akaidinden ve Buhârî-yi şerîfdeki hadîs-i şerîflerden okuyup açıklamalarda bulunurdu. Vâzlarında çok güzel beytler okurdu. O sene, Ramazân-ı şerîf ayının 27. günü Kâhire’ye döndü. Şam halkından ve âlimlerinden gördüğü ihtimam ve hürmeti dile getiren bir çok beytler kaleme aldı.

Kesin olarak yerleşmek üzere Şam’a gitmek için hazırlanırken, aniden hastalanıp 1632 (H. 1041) yılında Cemâzil-âhır ayında vefat etti ve Kâhire’deki Mücavirin kabristanına defnedildi. Tefsîr, hadîs, fıkıh, kelâm, târih ve Arab edebiyatı ilimlerinde mütehassıs bir âlim olarak yetişen Makarrî; Mâlikî mezhebinde büyük bir fıkıh âlimi idi. Hadîs ilminde, Mağribin Hafızı olarak tanınmıştı. Edebî beyânda üstün bir yeri olan, cömertlikte eşine az rastlanan çok zekî ve kuvvetli bir kavrayışı bulunan, hazırcevap bir zât idi. Şiirleri de pek meşhûrdur. Çok kıymetli kitaplar yazdı.

Eserleri: 1-Nefh-ut-tîb min gusn-il-Endülüs-ir-ratîb ve ahbâr-ül-vezîr Lisânüddîn İbn-ül-Hatîb: Bu, onun en büyük eseri olup, Endülüs’e ve çeşitli safhalarda eser vermiş olan Gırnatalı meşhûr âlim Lisânüddîn ibn-ül-Hatîb’e dâir uzun ve müstakil bir eserdir. Çakmakıyye müderrislerinden büyük âlim İbn-i Şâhin’in isteği üzerine yazdığı bu eserinde, çok geniş târihî ve edebî bilgiler, şiirler, risaleler toplanmış olup, bugün çoğu kaybolan eserlerden iktibaslar yer almaktadır. Bu hâl, Nefh-ut-tîb’e son derece kıymet kazandırmakta, onu, fetih zamanından, İspanyollar tarafından işgalinin son günlerine kadar, Endülüs hakkındaki birinci derece kaynaklar arasına yükseltmektedir. Aynı zamanda Endülüs müslümanlarının son devri için elde bulunan Arabça tek vesîkadır.

Nefh-ut-tîb, iki kısımdan ibarettir. Bir bölümü, Endülüs’ün târih ve edebiyatına dâir müstakil bir eserdir. Diğer bölümü, İbn-ül-Hatîb hakkında müstakil bir eserdir. Birinci kısım şu bölümlere ayrılır: a) Endülüs’ün fizikî özellikleri, b) Endülüs’ün müslüman Arablar tarafından fethi ve valiler devri, c) Emevî halîfeler ve mahallî hükümetler devri, d) Kurtuba şehrinin tasviri, târihi âbideleri, e) Doğuya seyahat eden Endülüslü âlimler, f) Endülüs’e seyahat etmiş olan şarklılar, g) Endülüslülerin edebiyat târihleri ile fikrî ve manevî meziyetlerinin umûmî îzâhı, h) Endülüs’ün İspanyollar tarafından işgali ve müslümanların. oradan uzaklaştırılması, ikinci kısım da şu bölümleri ihtiva eder: a) İbn-ül-Hâtîb’in şeceresi ve dedelerinin hâl tercümesi, b) İbn-ül-Hatîb’in hâl tercümesi, c) Hocalarının hâl tercümeleri, d) İbn-ül-Hatîb’in gönderdiği veya aldığı Fas ve Gırnata dîvânlarının seçili mektupları, e) Manzum ve mensur eserlerinden bir seçme, f) Eserlerinin tahlîlî bir listesi.

Nefh-ut-tîb, tam olarak Bulak matbaasında 1862 (H. 1289) senesinde ve Kâhire’de 1886 (H. 1302 ve 1304) senelerinde 4 cild hâlinde basılmıştır. İlk kısmı, İngilizce olarak da neşredilmiştir. Tamâmının tercümesi henüz bugüne kadar yapılamamıştır. 2-Ezhâr-ur-riyâz fi ahbâr-il-Kâdı Iyâz: Bu eser 1904 (H. 1322) yılında 2 cild hâlinde Tunus’da basılmıştır. 3-Feth-ul-müt’âl-fî evsâf-i na’l-in-Nebiyyi (sallallahü aleyhi ve sellem), 4-İdâet-üd-dücene fî akâid-i ehl-is-sünne, 5-Katf-ül-muhtasar fi ahbâr-il-muhtasar, 6-İttihâf-ül-mugrî fî tekmîl-i şerh-is-sugrî, 7-Urf-ün-neşk fî ahbâr-i Dımeşk, 8-El-Gussü ves-semîn verressü ve semîn, 9-Ravd-ul-âs-il-âtır-il-enfâs fi zikri men lakitühû min a’lâm-i Merrâkeş ve Fas, 10-Ed-Dürr-üs-semîn fi esmâ-il-Hâdî vel-Emîn, 11-Hasiyetli şerhi Ümm-il-berâhîn lis-Senûsî, 12-Kitâb-ül-bed’eti ven-neş’eti fin-nazmi vel-edeb, 13-Risâletün fil-vefkı, 14-Ezhâr-ul-kemmâmefi ahbâr-il-ammâme, 15-İfâdet-ül-mugrem-il-mugrâ bi-tekmîl-i şerh-is-sugrâ, 16-Envâ-ün-nisyân fî ebnâ-i Tilmsân, 17-El-Cem’ân fî muhtasar-ı ahbâr-iz-zamân, 18-ed-Dürr-ül-Muhtâr min-nevâdir-il-ahbâr, 19-Ref’ul-galat anil-Muhammes, 20-El-Kavâid-üs-seriyye fî halli müşkilât-iş-şeceret’in-Nu’mâniyye, 21-En-Nemt-ül-ekmel fi zikr-il-müstakbel.