KAVRAVAN CAMİİ
Tunus’daki Kayravan şehrinde bulunan ve Emevîler devrinde yapılan cami. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem tarafından kurulan İslâm devletinin sınırları, dört halîfe ve Emevîler devrinde de genişlemeye devam etti. İslâm orduları Allahü teâlânın dînini yaymak için Kuzey Afrika’ya doğru ilerledi. İslâm orduları başkumandanı olan Ukbe bin Nâfî 670 (H. SO)’de bugünkü Tunus şehrinin güneyinde bulunan, Zerûd ve Mergellil vadilerinin arasında kalan geniş ovanın ortasında, askerlerine bir hareket ve ikmâl üssü olarak Kayravan şehrini inşâ ettirmek istedi, ilk olarak bir cami, hükümet konağı, askerleri için de mesken ve aynı zamanda şehrin etrafında 3600 kulaçlık bir sur inşâ ettirdi. Ukbe bin Nâfî tarafından bu sırada yaptırılan Kayravan Camii, daha sonraki zamanlarda çeşitli işgaller ve ihmâller sebebiyle tahrîb olduysa da tekrar inşâ edilerek, Kartaca harabelerinden getirilen mermer sütunlar ile süslendi. Bilâhare dar gelmeye başlayan cami, 726 (H. 107)’de Emevî halîfesi Hişâm bin Abdülmelik’in Afrika valisi Yezîd bin Hatem tarafından, yeni ilâveler yapılarak büyütüldü. Daha sonra Ağlebî hükümdarı Birinci Ziyâdetullah bin İbrahim Ağleb, mihrâb hâricinde bütün câmiyi yıktırıp, yerine bugünkü camiyi inşâ ettirdi. Ayrıca Afrika valisi İbrahim bin Ahmed, Ziyâdetullah’ın yaptırdığı binayı biraz uzatıp, orta sahn’ın bitiminde ve mihrabın üzerinde bulunan kubbeyi yaptırdı. Daha sonraki zamanlarda da tâmirat gören Kayravan Camii bu son şeklini muhafaza ederek günümüze kadar geldi. Bütün değişiklikler ve eklere rağmen özelliğini kaybetmeyen Kayravan Camii, Mağrib’deki (Kuzey Afrika) camilerin ilki sayılabilir.
Caminin boyu 135 m. eni 80 metredir. Dikdörtgen bir alanı kaplayan caminin avlusu çifte revaklarla çevrilidir. Kuzeybatı revağının ortasında iri yapılı bir minare bulunmaktadır. Namaz kılınan bölümün, mihraba dikey, yedi kemer gözlü on yedi sahnı vardır. Bu sahnlar tavanlarla örtülüdür. Sağında ve solunda çifte sütunların bulunduğu orta sahn diğerlerinden daha yüksek ve daha geniş olup, mihrabın bulunduğu kıble duvarına ulaşmaktadır. Diğer sahnlar ise, orta sahnın genişliğinde ve kıbleye paralel bir sahna bitişmektedir. Bu iki sahnın mihrâb önünde kesişmelerinden meydana gelen kare mekanın üzeri bir kubbe ile kapatılmıştır. Giriş kısmında orta sahnın başlangıç noktasında başka bir kubbe daha vardır. Bu, birinci kubbeden sonra yapılmıştır. Bunların dışında bütün salon tavanlıdır ve düz damla örtülüdür.
İslâm dünyâsında ilk defa Şam’daki Ümeyye Câmii’nde görülen atnalı şeklindeki kemer, Kuzey Afrika’da Kayravan Câmii’nde görülmektedir. Kayravan Câmii’nin bir çok unsurları doğunun, bilhassa müslüman Mezopotamyanın etkisini taşır. Süsleyici hücreleri ve dilimli kemerleri ile dikkati çekmektedir.
Kıble tarafındaki kubbenin altında iç yüzleri mermerden olan boyalı ahşap yarım bir kubbe ile örtülü mihrâb bulunmaktadır. Yarı dâire kemeri, nefîs çinilerle süslenmiştir, klermer panoların bir çoğu acurludur.
Birbiri üzerine oturtulmuş üç kare kuleden ibaret olan ve yüksekliği 35, taban kenarı 10 metre genişliğinde olan minare, Mağrib ve Endülüs minarelerine örnek teşkil etmektedir.
Umumiyetle bitki motiflerini andıran, bir yüzey üzerinde pek derinliği olmayan kabartmalara yer veren Kayravan Câmii’nde, köşeli kûfî yazı stilinde süslemeler de vardır.