KAÇARLAR
Türkistan, Azerbaycan, İran ve Anadolu’da yaşayanîürkmen kabilesi ve 1796 ile 1925 seneleri arasında İran’da hüküm sürmüş bir hanedan. Kaçar adı, Türkçe kaçmak kelimesinden türetilmiştir. Moğollar devrinden itibaren Hazar Denizi kıyılarında oturan Kaçarlar, ilhanlı hükümdarı Hülâgu’nun ordusu ile Alamut Batînîlerine ve Suriye’ye karşı tertiplenen seferlere katıldılar. Bu suretle Irak, Suriye ve Anadolu’ya yayıldılar. İlhanlı Devleti yıkıldığı zaman, Suriye hududuna yerleştiler. Tîmûr Hân, Suriye’yi ele geçirince, onları esas vatanları olan Türkistan’a yolladı. Bu sırada Kaçarların bir kısmı Azerbaycan’ın Gence ve Erivan bölgesinde yerleşti. Kaçarlar, Tîmûrlular devrinde Erdebil’deki Şeyh Sefiyeddîn müesseselerine vergi verirlerdi. Ak Koyunlulardan Osman bin Ali bin Hasen Bey, Kaçar beylerinden idi. Bu bey Tîmûrlular zayıflayınca Ak Koyunlu tahtını ele geçirdi ve taht kırk sene Kaçarların elinde kaldı.
On altıncı asrın başında kurulan Safevî Devleti kurucusu Şah İsmail’i destekleyen Kaçarlar, bu devirde vezirlik, başkumandanlık, beylerbeylik dâhil devlet kademelerinde vazîfe aldılar. Şah Birinci Abbâs, Kaçarları Azerbaycan’dan kaldırıp Esterâbâd’a yerleştirdi. Safevîlerin yıkılmasıyla, on sekizinci asırda Afşarlılar ile mücâdele ettiler. Afşarlı Nâdir Şâh’a düşmanca davranan Kaçarlar, kuzey İran üzerinden Azerbaycan’a yayıldılar. Kaçarlı Muhammed Ağa’nın Azerbaycan valiliği sırasında Kaçarların İran’daki hâkimiyeti kuvvetlendi. Zendlere karşı 1779 senesinde Şiraz’da zafer kazanan Muhammed Ağa, İsfehan bölgesini alarak şahlığını îlân etti. Muhammed Ağa, Şah İsmail gibi başta Kaçarlar olmak üzere İran’da, sırf Türk unsuruna dayanan, yeni bir Türk sülâlesinin hâkimiyetini kurdu. Uzun süre Zendlerle uğraştı. 1796’da Zendlerin hâkimiyetine tamâmiyle son verdi. Hemedan, Şiraz ve Kirman’ı ele geçirdikten sonra Azerbaycan üzerine yürüdü ve Afşarlıların topraklarını ellerinden aldı. Tahran’ı payitaht yaptı.
Muhammed Ağa tarafından 1796 senesinde kurulan Kaçar Devleti, iç işlerini hâlletmeden Ruslarla uğraşmak mecburiyetinde kaldı. Devleti kurduktan kısa bir süre sonra ölen Muhammed Ağa’nın çocuğu olmadığı için yeğeni Feth Ali Şah tahta geçti. Feth Ali Şah, Avrupa devletleri ile muntazam ve devamlı diplomatik münasebetler kurdu. Bu devrede, doğuya giden yollardaki stratejik durumu sebebiyle Kaçar Devleti, bir taraftan İngiltere, diğer taraftan Napolyon Fransa’sınca kendilerine çekilmeğe çalışılmıştı. Doğu’nun fethedilmesi için Afganistan ve Herat’daki mücâdeleler Hindistan’daki Gürgâniyye Devleti’nin 1858 senesinde İngilizlertarafından yıkılmasına kadar devam etti. Feth Ali Şah, Çarlık Rusyasının Hind Okyanusu’na inme politikasına karşı ordusunu kuvvetlendirerek, Avrupa’dan teknik eleman, silâh ve malzeme getirtti. Saltanatının hemen hemen otuz senesi Rusya ile harpte geçen Feth Ali Şah devrinin en meşhûr siması olan Abbâs Mirza, veliahd ve Azerbaycan orduları başkumandanı sıfatı ile Ruslara karşı bütün muharebeleri idare etti. Çok defalar mağlûb olan ordusunu tekrar toplayıp, Rusların hiç ümit etmedikleri bir zamanda üzerlerine saldırırdı. Feth Ali Şah, 1826 ile 1828 seneleri arasında yapılan İran-Rus harbi sonunda imzalanan 1828 Türkmençay Andlaşması ile İran, Kafkaslar havalisindeki haklarını Rusya’ya vererek, Hazar Denizi’ndeki Rus hâkimiyetini kabul etti. Feth Ali Şah’dan sonra yerine Muhammed Şah geçti. Muhammed Şah tahta geçtikten sonra Sistan, kabil ve Kandehar üzerine yürüyüp Efgan kabilelerini itaate mecbur etti. Muhammed Şâh’ın Herat üzerine yürümesi üzerine, İngiltere onu bu seferden alıkoymak için bir milyon İngil iz parası vermeyi teklif etti ise de Muhammed Şah, Rusya’nın tazyiki ile kabul etmedi. Bunun üzerine İngilizler, Basra körfezine donanma ve ordu gönderdiler. Muhammed Şah, bu zarurî durum karşısında Herat önlerinden geri çekilmek mecburiyetinde kaldı. 1841 senesinde Hazar Denizi’nin güneydoğu kısmındaki bölgede, Rusların askerî bir deniz üssü yapmalarına izin verdi. Bu üs Rusların Türkistan’ı istilâ etmelerini kolaylaştırmıştır. 1847 senesinde Osmanlı-İran hududunun tâyininde, İran’ın menfaatlerini Ruslar müdâfaa ediyorlardı. Muhammed Şah, saltanatının sonlarına doğru Kuzey İran’da, Acem asıllı Elbab Ali Muhammed’in talebesi İslâm düşmanı Behâullah’ın kurduğu Behâîlik ortaya çıktı. İran’ın kuzey vilâyetlerinde büyük tehlike hâlini aldı. Muhammed Şâh’ıh yerine geçen Nâsıreddîn Şah devrinde Behâîler, Kaçar Devleti’ni tehdit edip, isyanlar çıkardılar. Saltanatı yarım asır süren Nâsıreddîn” Şah, Behâîlerin büyük bir kısmını kılıçtan geçirdi. Büyük devletlerin karşılıklı rekabeti ve Nâsıreddîn Şâh’ın siyâseti İran bölgesinde bütünlüğünü korumada başarılı oldu. Bununla beraber, savaş masrafı ve Şah ailesinin israfı devleti ağır şekilde dış borçların içine soktu. Bu münâsebetle de alacaklı Avrupa devletlerinin İran üzerindeki iktisadî hâkimiyeti arttı. Bir Behâî fedaisi tarafından 1896 yılında öldürülen Nâsıreddîn Şah’ın yerine oğlu Muzaffer Şah geçti.
Devlet idaresinde kabiliyetli olmıyan Muzaffer Şâh’ın zamanında liberalizm ve meşrûtiyet verilmesini isteyenlerin hareketi üzerine, 1 Ocak 1907’de Meclis-i Şûrâ-i Millî açıldı. Fakat Muzaffer Şah aynı sene anayasayı imzalamadan vefat etti. Yerine geçen oğlu Muhammed Ali Şah, meşrûtiyet anayasasını imza etmezine rağmen tatbik ettirmeyince, Azerbaycan ve diğer eyâletlerde Kaçarlı hanedanına karşı silâhlı mücâdeleler ile isyanlar başladı. İsyancılar, Muhammed Ali Şâh’ın Rus ve İngiliz kontrolündeki saltanatına son verince, Rusya’ya kaçtı, Yerine oğlu Ahmed Şah geçti. Birinci Dünyâ Harbinde tarafsız kalan Kaçarlar hanedanının ülkesi, Ruslar ve İngilizler tarafından muharebe alanı olarak kullanılıp, buradan Osmanlı Devleti’ne saldırılar tertiplendi. Harp sonrasında İran’da mahallî isyanlar başladı. Bu yüzden Bolşevik Rus orduları Kuzey İran’a girdi. İngilizler de geri çekilmek zorunda kaldı ve Ahmed Şâh’ı, 1923’de Londra’ya götürdüler. Saltanat naibi ve ordu başkumandanı olarak Ali Rızâ Hân, şaha vekâlet etti. 1924 senesinde İran Millî meclisini elde eden Ali Rızâ Hân 1925’de kanlı bir darbe yaparak Kaçarlar hanedanına son verdi ve Pehlevî hükümetini kurdu. Pehlevî hükümeti zamanında Kaçarlar hanedanından ve kabîlesinden bir çok devlet, adamına vazife verildi. Kaçarlar bugün Türkistan, Azerbaycan ve kalabalık bir şekilde Esterâbâd dâhil İran’da yaşamaktadır.