HEMMÂM BİN MÜNEBBİH
Tabiînin meşhûrlarından. İsmi, Hemmâm bin Münebbih bin Kâmil olup, künyesi Ebû Ukbe’dir. Aslen Yemenli olduğu için Yemânî, San’a şehrinden olduğu için Sanâî, İslâmiyet’ten önce Yemen’e gelip yerleşen İranlıların soyundan olduğu için de El-Ebnâî nisbeleriyle bilinir. Doğum yeri ve târihi kesin olarak bilinmemekte olup, hayâtı hakkında da kaynaklarda fazla bilgi verilmemektedir. 749 (H. 131)’de vefât ettiği rivayet edilmektedir.
Ticâretle uğraşan ve bâzı gazalara katılan Hemmâm bin Münebbih, uzun müddet Ebû Hüreyre’nin (radıyallahü anh) meclislerinde ve sohbetlerinde bulundu. Ondan vasıtasız olarak hadîs-i şerîf dinleyip, rivayet etti. Ebû Hüreyre’nin bizzat ona hadîs-i şerîf yazdırdığı da rivayet edilir. Hazret-i Muâviye, İbn-i Abbâs, İbn-i Ömer, İbn-i Zübeyr’den (radıyallahü anhüm) de hadîs-i şerîf rivayet etti. Kardeşi Vehb bin Münebbih, Ali bin Hasen ve Ma’mer bin Râşid (rahmetullahi aleyhim) gibi zâtlar da ondan hadîs-i şerîf rivayet ettiler. Ebû Hüreyre’den duyarak yazdığı hadîs-i şerîfleri Es-Sahîfet-üs-Sahîha adlı kitabında topladı. Daha sonraki devirlerde Sahîfe-i Hemmâm diye meşhûr olan bir risalede, yüz kırka yakın hadîs-i şerîf vardır. Talebelerinden Ma’mer’in, ondan da Abdürrezzâk’ın rivayet ettiği bu sahîfedeki hadîs-i şerîfleri, Ahmed bin Hanbel (rahmetullahi aleyh) Müsned’ine, İmâm-ı Buhârî hazretleri ise Sahîh’ine almıştır. Sahîfetü Hemmâm bin Münebbih adıyla neşr edilen bu eser, hadîs-i şerîf târihi bakımından çok önemlidir.
Bütün hadîs âlimlerince sika yâni güvenilir bir râvi olduğu bildirilen Hemmâm bin Münebbih’in rivayet ettiği bu hadîs-i şerîfler, Şam ve Berlin’deki kütüphanelerde iki nüsha hâlinde mevcuttur.
Onun, Ebû Hureyre’den (radıyallahü anh) rivayet ettiği hadîs-i şerîflerden bâzıları:
“Cum’a gününde öyle bir saat vardır ki, bir müslüman bu saatte dua edip, Rabbinden bir şey dilerse, Allahü teâlâ ona mutlaka dilediğini verir.”
“Güneş battığı yerden doğmadıkça, kıyamet kopmaz. Battığı yerden doğduğunu gören bütün insanlar îmân edecekler. Fakat bu îmân daha önceden inanmayan veya îmân ile bir hayır kazanmış olmayan kimseye fayda vermeyeceği zamanda vuku bulmuş olacaktır.”