İslâm Tarihi Ansiklopedisi

HATÎB-İ BAĞDADÎ

Hadîs âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Ahmed bin Ali bin Sabit bin Ahmed bin Mehdî el-Bağdâdî’dir. Künyesi Ebû Bekr’dir. Hatîb-i Bağdadî lakabı ile meşhûr oldu. 1002 (H. 392) senesinde Bağdâd’da doğdu. Babası Ebü’l-Hasen Ali, ilim sahibi ve Bağdâd’ın Derzîcân köyünün hatîbi olup, Cum’a günleri camide hutbe okur, namaz kıldırırdı. Oğlunu daha on iki yaşında, Kur’ân-ı kerîmi öğrenmesi, ezberlemesi için, büyük âlim Kettânî’ye teslim etti. Kısa zamanda Kur’ân-ı kerîmin tamâmını ezberledi. Yirmi yaşında iken Basra’ya üç sene sonra da Nişâbûr’a gitti. Sonra İsfehan’a geldi. Otuz yaşından sonra Şam’da altı sene kaldı. Pek çok âlimden ilim öğrendi. Fıkıh ilmini, Mehâmilî’den ve Kadı Ebû Tayyîb’den aldı. Hadîs ilminde çok bilgi sahibi olup, bütün kollarında mütehassıs oldu. Çok kıymetli kitaplar yazdı. Şarkın Hafızı denilirdi.

Zühd ve verâ sahibi olan Hatîb-i Bağdadî, Kur’ân-ı kerîmin tamâmını bir gün ve gecede okurdu. Dünyâ malına düşkün değildi. Haramlardan ve şüphelilerden sakınması çoktu. Hattat olup, Kur’ân-ı kerîm harfleriyle çok güzel yazı yazardı. Bağdâd’dan çıkıp Şam’a gidince, râfızî olan valinin, müezzine ezan okurken: “Hayye ale’s-salâh” yerine, “Hayye âlâ hayr-il-amel” diyeceksin diye emir vermesini, Hatîb-i Bağdadî beğenmemişti. Böyle denilmesinin caiz olduğuna dâir fetva vermesi için kendisini sıkıştırdılar, öldürmekle tehdid ettiler. Fakat muvaffak olamadılar. Ezanın aslı gibi okunmasında ısrar etti.

Şam’da bulunan Dımeşk Câmii’nin doğu tarafındaki minarede ikâmet etmeye başladı. Her gün camide insanlara hadîs-i şerîf öğretiyordu. Sesi gür ve yüksek olduğu için, caminin her tarafından işitilirdi. Bir gün, insanlara hazret-i Abbâs’ın faziletlerini anlatıyordu. Bunu gören Fatımî râfızîleri, ona hücûm edip öldürmek istediler. Orada bulunan Şerîf Zeynebî’den yardım isteyip kurtuldu. Akbakî’nin evine yerleşti. Sonra Şam eyâletinin sahil şehri olan Sûr’a gitti. Bir müddet orada kaldı. Ebû Abdullâh-i Sûrî’den çok ilim öğrendi. Kitaplarını orada yazmaya başladı. Sonra Bağdâd’a döndü. Bağdâdlılar onu iyi karşılayıp, ilminin çokluğu sebebiyle çok saygı gösterdiler. 1071 (H. 463) senesi Zilhicce ayının yedinci günü olan Pazartesi gününde vefat etti. Ölümüne kadar, ilim yaymakla meşgul oldu. Cenazesini taşıyanlar arasında, hocası Ebû ishâk Şîrâzîde vardı. Evliyanın büyüklerinden Bişr-i Hafî’nin yanına defn olundu.

Şafiî mezhebinde büyük bir âlim olan Hatîb-i Bağdadî, çok âlimden ilim öğrendi. Bağdâd’da Ebû Ömer bin Mehdî el-Fârisî, Ebü’l-Hasen bin Riz-kûye, Ebû Sa’d el-Malînî, Ebü’l-Feth bin Ebi’l-Fevâris, Hilâl el-Haffâr, Ebü’l-Hüseyn bin Bişrân ve daha başka âlimlerden; Basra’da, Râvi’ssünen lakabı ile meşhûr olan Ebû Ömer ve daha bir çok âlimden; Nişâbûr’da Ebû Bekr el-Hîrî, Ebû Hazım el-Abdevî ve daha başkalarından; İsfehan’da Hafız Ebû Nu’aym’dan ve başkalarından; Dînever’de de Ahmed bin Hüseyn el-Kassâr ve daha başkalarından; Kûfe’de, Rey’de, Hemedân’da ve Hicaz’da (Mekke ve Medine’de) Şam, Kudüs, Sûr ve diğer şehirlerde bulunan çok sayıda âlimden ders okudu. Hadîs-i şerîf alıp ezberledi. 1053 (H. 445) senesinde, hacca giderken, Şam’a gelmişti. Burada birçok âlimden hadîs-i şerîf öğrendi. Hacca gidip geldi. Dönüşünde Şam’a yerleşti. Orada kitaplarını yazmağa başladı. Eserleriyle hadîs-i şerîf öğretti. Yüz binden ziyâde hadîs-i şerîfi, senedleri ve râvîleriyle birlikte ezberlediği için Hafız denildi. Zamanında hadîs ilminde imâm ve en büyük âlim kabul edilmişti. Ebû İshâk Şîrâzî, onun hocası olmakla beraber, hadîs ilminde ondan çok istifâde ederdi.

Hadîs ilminde; başta hocalarından Ebû İshâk Şîrâzî, Ebû Bekr el-Berkânî, Ebû Kasım el-Ezherî olmak üzere, aynı asırda yaşayan Abdülazîz bin Ahmed el-Kettânî, İbn-i Mâkûlâ, Abdullah bin Ahmed es-Semerkandî, Muhammed bin Mezrûk ez-Za’ferânî, Ebû Bekr bin Hâdibe, Mübarek ibn-üt-Tayyûr, Ali bin Ahmed bin Kays-il-Gassânî, Muhammed bin Ali bin Ebi’l-A’lâ el-Masîsî, Ebü’l-Feth Nasrullah bin Muhammed el-Masîsî, Abdülkerîm bin Hamza, Tâhir bin Sehl ve sayılamıyacak kadar pek çok âlim, ondan istifâde edip hadîs-i şerîf öğrendiler ve rivayette bulundular.

Hatîb-i Bağdadî, fıkıh ilminde, “Şafiî âlimlerinin en’büyüklerindendir. O, bu ilmi Ebü’l-Hasen bin Mehâmilî’den ve Kadı Ebû Tayyîb’den ve Ebû Nasr bin Sabbâg’dan öğrendi. Hilaf ilminde ve diğer mes’elelerde geniş bilgiye sâhib oldu. Kelâm ilminde, Ehl-i sünnet vel-cemâatın iki büyük imamından birisi olan Ebü’l-Hasen-i Eş’arî’nin mezhebi üzere idi.

Eserleri:

1-Târih-i Bağdâd: Gayet geniş ve mükemmel bir şekilde hazırlanmış en meşhûr eseridir. Metin tam olarak 14 cild hâlinde 1931 yılında Kâhire’de basılmıştır.

Bağdâd’da yaşamış hadîs âlimlerinin hâl tercümelerini anlatmaktadır. Kitabın içinde 7831 âlimin hayâtı vardır. Eserde, en önce hazret-i Ali’nin hâl tercümesi anlatılmaktadır.

Hâl tercümelerinin başında, Bağdâd şehrinin târihi, coğrafyası ve topografyası ile ilgili olarak 100 sahifeden fazla bilgi verilmektedir. Bu methal (giriş) bilgileri, G. Salman tarafından, hülâsa edilerek kısmen neşredilmiş ve “Introduction topographigue a I’histoire de Bağdâd” adı ile Fransızcaya tercüme edilmiştir. 2-El-Kifâye fî ma’rifet-i usûli ilm-ir-rivâye: Hadîs ilmindeki, rivayet edilen şeylerin çeşitlerinden, usûl-i hadîsten bahseden bir eserdir. Kitaplarının en mühimlerindendir 3-El-Kitâb-ül-Fasl lil-vasl-il-müdreci fin-nakl, 4-El-Câmi’li-âdâb-ir-râvî ves-sâmî’ 5-Râfi-ül-irtiyâb fil-kulûb min-el-esmâ vel-elkâb, 6-El-Kitâbu fil-mübhemât, 7-El-Kitâbü fil-müttefik vel-müfterik, 8-El-Mü’telif vel-muhtelif, 9-İcâzet-ül-mechûl, 10-İlâh-ül-mültemis, 11-Telhîs-ül-müteşâbîh, 12-Şerhu dîvân-ı Ebî Temmâm-it-Tâî, 13-Kitâb-ül-fakîh vel-mütefekkıh, 14-Keşf-ül-esrâr, 15-Takyîd-ül-ilm, 16-El-Bühalâ, 17-El-Esmâ-ül-mutavâtı’a, 18-Temyîz-ül-mezd (Beyân ü hükm-il-mezîd) fî muttasıl-il-esânîd, 19-El-Mûdeb, 20-Tavzîh-ül-efkâr, 21-İhtisâru ulûm-il-hadîs, 22-Kitâb-üt-târihi vel-mecrûhîn, 23-El-Kunût, 24-El-Faslü vel-vasl, 25-El-Mükemmel fil-mühemmel, 26-Er-Ruvâtü an-Mâlik, 27-Kitâb-ül-Besmele, 28-Gunyet-ül-muktebis fi temyîz-il-mültebis, 29-Rivâyet-ül-ebnâi an âbâihim, 30-El-Mü’tenif li-tekmilet-il-mü’telif vel-muhtelif, 31-Maklûb-ül-esmâ 32-El-Amelü bi-şâhidin ve yeminin, 33-Et-Tebyîn li esmâ-il-müdellisîn, 34-Rivâyet-ül-âbâ anil-ebnâi, 35-El-Kavlü fin-nücûm, 36-Rivâyât-üs-Sahâbe anit-Tâbiîn, 37-Salât-üt-tesbîh, 38-Savmü yevm-iş-şekk, 39-Mu’cem-ür-ruvât an Şu’be, 40-Müsned-i Muhammed bin Sûka, 41-El-Müselselât, 42-Er-Rubâ’ıyyât, 43-Turûk-ı kabz-ıl-ilm, 44-Gusl-ül-Cum’a, 45-El-Emâli, 46-Hadîs-ün-nüzûl, 47-Muhtasar-üs-sünen, 48-İktidâ-ül-ilm-il-amel, 49-Er-Rihle fi taleb-il-hadîs, 50-Nehc-üs-savâb, 51-Ed-Delâil veş-şevâhid, 52-El-Âsâr-ül-merviyye, 53-El-Müntehab minez-zühd verrekâik, 54-Et-Tenbîh vet-tevkîf fi fedâil-il-harîf, 55-El-Esmâ-ül-mübheme fîl-enbâ-il-muhâkeme, 56-Beyânü ehl-id-derecât-il-ûlâ, 57-Menâkıb-üş-Şâfiî, 58-Menâkıb-ı Ahmed bin Hanbel, 59-Kitâb-ül-vefeyât, 60-Et-Tafsîl li mübhem-il-merâsil, 61-Tehlîs-il-müteşâbih fir-resmi ve himâyeti mâ üşkile minhü an nevâdir-is-suhufi vel-vehm adlı eserlerinin yanında daha bir çok te’lifi vardır.