EBÜ’L-ESVED ED-DÜELÎ
Tabiînin büyüklerinden, fıkıh ve hadîs âlimi. İsmi, Zâlim bin Amr’dır. Ebü’l-Esved künyesiyle ve ed-Düelî nisbesiyle meşhûr olmuştur. 604’de Kûfe’de doğdu. 689 (H. 69)’da Basra’da vefat etti.
Dil âlimi ve şâir bir zât olan Ebü’l-Esved ed-Düelî, Kûfe’de doğup, Basra’da büyüdü. Hazret-i Ömer ve hazret-i Ali’nin sohbetlerinde bulunup, bir çok hadîs-i şerîf rivayet etti. Arabça’da nahv (cümle yapısı) ilmini ilk olarak ortaya koydu. Kendi kızından Arabça kaidelerine uymayan bir söz işitince, Arabça’ya başka şeyler karışarak bozulacak diye hazret-i Ali’ye arz etti. Hazret-i Ali, nahvin (cümle yapısı ilmi) asıl ve esâsı olmak üzere bir-iki umûmî kaide gösterdi. O da bunları genişleterek nahv ilmini meydana getirdi. Ona; “Bu ilmi kimden öğrendin?” diye sorduklarında; “Hazret-i Ali’der öğrendim” diye cevap verirdi.
Kur’ân-ı kerîme noktaları ilk defa koyan da Ebü’l-Esved ed-Düelî’dir. Nâzik ve nükteci olan bu âlim, dilde kaidelerin yazılmasına ilk defa teşebbüs etmesi sebebiyle ilk İslâm âlimi olarak karşımıza çıkar.
Ünlü şahsiyetler arasında isabetli görüşleri ve doğru düşünceleriyle seçkin bir yeri olan Ebü’l-Esved ed-Düelî, Sıffîn savaşında bulundu. Güvenilir bir râvî olup, Ali bin Ebî Tâlib, İbn-i Abbâs, Ebû Zerr-il-Gıfârî (radıyallahü anhüm) gibi Eshâb-ı kiramdan ve başka âlimlerden hadîs-i şerîf rivayet etti. Hazret-i Muâviye ile de görüşen Ebü’l-Esved ed-Düelî, onun ikramlarına kavuştu ve Basra kadılığına tâyin edildi.
Irak valisi Ziyâd bin Ebîh’e giderek; “Arabça bozuluyor, izin verirseniz, Arabların öğrenip, konuşmalarını düzeltebilecekleri kaideler ortaya koymak istiyorum” teklifinde bulundu. Ziyâd bin Ebîh, bunu kabul etmedi. Ancak ona birisi, isteğini arz ederken kaidelere uymayan sözler söyleyince, dildeki bozulmayı anlayıp Ebü’l-Eşved’i çağırarak, Arabça’nın kaidelerini ortaya koymasına izin verdi. Böylece nahv ilminin kuruculuğu vazifesini yüklendi. Büyük âlim Yahya bin Ya’mer ile Nasr bin Asım bu ilmi ondan öğrendiler.
Irak valisi Ziyâd bin Ebih, Ebü’l-Esved’den insanlara rehber olacak ve Kur’ân-ı kerîmi düzgün veyanlışsız olarak okuyacakları kaideler ortaya koymasını istedi. Ebü’l-Esved ed-Düelî bu işe yanaşmak istemedi. Fakat bir gün bir kimsenin Tevbe sûresi üçüncü âyetindeki (ve Resûlünü) kelimesindeki Lam harfini kesre ile okuduğunu görünce; “İnsanların durumunun bu dereceye varacağını, Kurbânı kerîmi böyle yanlış okuyacaklarını tahmin etmezdim” dedi. Valiye müracaat ederek; “Emrini yerine getireceğim” dedi. Validen bir kâtib istedi. Kâtibe; “Bir harfi telaffuz ederken fetha okuduğum zaman harfin üzerine bir nokta; damme okuduğum zaman harfin önüne bir nokta; kesre okuduğumda harfin altına bir nokta koy” dedi. Kâtib söylediği gibi yazdı. Böylece ilk olarak hareke yerine kullanılan nokta Ebü’l-Esved ed-Düelî’ile başlamış oldu. Pek çok kıymetli şiirleri de olan Ebü’l-Esved ed-Düelî, 689 (H. 69) yılında tutulduğu taun (veba) hastalığından Basra’da vefat etti.