İslâm Tarihi Ansiklopedisi

EBÛ İSHAK ŞÎRÂZÎ

Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerinden, ismi, İbrahim bin Ali bin Yûsuf’dur. Künyesi Ebû İshak olup, Şîrâzî nisbesiyle bilinir. Cemâlüddîn, Şeyhülislâm ve Şeyh-ül-imâm lakabları ile tanınır. 1003 (H. 393)’de İran’daki Firûz-âbâd’da doğdu. Zamanının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsîl edip, yüksek derecelere kavuştu. Selçuklu vezîri Nizâm-ül-mülk’ün yaptırdığı Nizamiye Medresesi’nde müderrislik yaptı. Çok talebe yetiştirip, ilme hizmet etti. Çok faydalı kitaplar yazdı. 1083 (H. 476)’da Bağdâd’da vefat etti.

Çocukluğu, doğum yeri olan Firûz-âbâd’da geçen Ebû İshak, Şîrâz’a giderek ilim tahsiline başladı. Burada on yedi sene kalıp, Muhammed bin Abdullah Beydâvî, Ebû Ahmed Abdülvehhâb bin Muhammed gibi âlimlerden fıkıh ilmini öğrendi. İlimdeki derecesini yükseltmek için Irak’a gitti. Önce Basra, daha sonra da Bağdâd’a giderek ilim tahsîl etti. Kadı Ebû Tayyîb-i Taberî’nin ilim meclisinde bulundu ve hocasının takdirve itimâdına mazhar oldu. Onu kendine yardımcı seçti. Hocası bulunmadığı zamanlarda ders verdi. Ayrıca Bağdâd’daki bir mescidde ders vermeye başladı. Şöhreti etrafta duyulup, ondan ilim öğrenmek, fetva sormak için pek çok insan geldi. Şafiî fıkhında zamanındaki âlimlerin en büyüğü olduğu için kendisine Şeyh-ul-İmâm ve Şeyh-ul-İslâm denildi. Ebû Bekr el-Berkânî ve Ebû Ali Şâzân’dan hadîs ilmini öğrendi. Hadîs-i şerîf dinleyip rivayet etti. Hadîs ilminde de yüksek dereceye ulaşan Ebû İshak Şîrâzî’den, Hatîb-i Bağdadî, Ebû Abdullah el-Humeydî gibi âlimler hadîs-i şerîf rivayet ettiler.

Büyük Şafiî âlimi Kâdı’l-kudât Ebû Abdullah Hüseyn bin Cafer, 1055 (H. 447) senesinde vefat edince, onun yerine Abbasî halîfesi Kâim bi-emrillah tarafından Kâdı’l-kudât olarak tâyin edilmek istendiyse de bu vazifeyi kabul etmedi. 1058 (H. 450)’de hocası Ebû Tayyib et-Taberî’nin vefatından sonra ilimdeki yüksekliği daha iyi anlaşılan Ebû İshak Şîrâzî, Selçuklu vezîri Nizâm-ül-mülk’ün dikkatini çekti. Nizâm-ül-mülk, Bağdâd’da kendi adına yaptırdığı Nizamiye Medresesi’ne ilk olarak onu müderris tâyin etti. Vefatına kadar bu medresede ilim öğreten Ebû İshak, pek çok talebe yetiştirdi. 1083 (H. 476)’da Bağdâd’da Ebü’l-Feth Muzaffer bin reis-ür-Rüesâ’nın evinde vefat etti. Cenazesini, Ebü’l-Vefâ bin Ükayl elhanbelî yıkadı. Namazını Ebü’l-Feth Muzaffer bin reis-ür-Rûesâ kıldırdı. Halîfe Muktedî bi-emrillah’ın da cenaze namazında hazır bulunduğu Ebû İshak, Bağdâd’ın Bâbn İbraz mahallinde defn edildi.

Şafiî fıkhı, hadîs, tefsîr, kelâm ilimlerinde büyük âlim olan Ebû İshak, hitabet ve münazarada, fesahat ve belagat sahibi idi. Cedel ilminin bütün inceliklerine vâkıf olup, asrının âlimleri arasında en yüksek derecede idi. Verâ, zühd ve takvada eşsiz olup, gecelerini ibâdet etmek ve Kur’ân-ı kerîm okumakla geçirirdi. Bedeni zayıf ve ince idi. Ders okutmak ve talebe yetiştirmek hususunda çok gayretli idi. Mala ve paraya düşkün olmayıp, kanaatkardı ve fakîrliğe sabr ederdi. Nizâm-ül-mülk’e yakın olmasına rağmen, onun iltifat ve ikramlarına rağbet göstermezdi. Yetiştirdiği talebeleri sayılamayacak kadar çok olup, her tarafa yayılmışlardı.

Bu derece ilmî ve ahlâkî üstünlüklere sâhib bulunan Ebû İshak Şîrâzî’nin yazdığı kıymetli eserlerinden bâzıları şunlardır:

1-El-mühezzeb fil-müzehheb: Fıkıh ilmine dâir büyük bir eserdir. 1063 (H. 455) senesinde yazmaya başladığı bu eseri, 1076 (H. 469)’da tamamlamıştır. Şafiî âlimlerince pek çok şerhleri yapılmıştır.

2-Et-Tenbih fıl-fıkh: Şafiî fıkhına dâir bir eserdir. Şâfiîler arasında okunan beş kitaptan biridir. Bu kitabın da birçok şerh ve muhtasarları vardır.

3-En-Nüket fil-hilâf: Cedel ilmine dâir bir eserdir. 4-Et-Tebsıra; 5-El-Maûne fîl-Cedel, 6-Et-Telhîs, 7-El-Lem’ fi usûl-ül-fıkh, 8-Şerh-ul-lem’ fi usûl-ül-fıkh, 9-Nushu ehl-il-ilm, 10-Tabakât-ül-fukahâ.