İslâm Tarihi Ansiklopedisi

İBN-İ ZÜHR

Endülüs’te yetişen tıb âlimi. İsmi, Abdülmelik bin Ebi’l-Alâ Zührolup, künyesi Ebû Mervân’dır. İbn-i Zühr ismiyle tanındı. 1072 (H. 464) senesinde Endülüs’ün işbiliyye şehrinde doğdu. Altı nesil boyunca tabîplik yapan bir sülâlenin çocuğudur. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başladı. Fıkıh, edebiyat ve diğer din ilimlerini tahsil etti. Tıb ilmini babasından öğrendi. Kısa zamanda yetişip olgunlaştı. Ortaya koyduğu yeni tedâvî usûlleri ile tanındı. O da babası gibi, Endülüs’te Murâbıtların, sonra da Muvahhid hükümdarlarının hizmetine girdi. Yazdığı eserler Avrupa’da asırlarca ders kitabı olarak okutuldu ve Avenzoar adıyla tanındı. İbn-i Rüşd ile görüştü. İlim öğrenmek için Kayravan ve Mısır’a gitti. Dönüşünde doğduğu şehir olan İşbiliyye’ye yerleşti ve 1162 (H. 557) senesinde burada vefat etti.

İbn-i Zühr, hayâtta iken ve vefatından sonra Endülüs’te çok meşhûr oldu. İlk defa tıb, cerrahi ve eczacılık incelemelerini birbirine bağladı. Tedâvî metodlarında, insan tabîatı ve mizacının yardımına büyük bir önem verdi. Kalb cidarı iltihabının tarifini yaptı. Rasyonel tedâvî metodlarını buldu ve bunları geliştirdi. İlk olarak peritonit, sulu ve kuru perikarditi, akciğer hastalıklarından ayıran İbn-i Zühr’dür. Ona göre meslekte asıl rehber deneydir. O sâdece geçmişte müşâhade edilen hâdiselerle ilgili yeni düşünceler değil, ondan önce bahis edilmeyen hâdiseler üzerinde de yeni îzâh tarzları getirdi. Bu hususta şöyle demektedir: “Bizzat şöyle bir hâdiseyi müşâhade ettim. Bir gün devlet büyüklerinin yakınlarından bir hanım geldi. Dilinin altındaki bir ağrıdan şikâyetçi olup, doğru dürüst konuşamıyordu. O sıralarda ben henüz çok gençtim. Böyle bir hastalığı duymadığım gibi hiç karşılaşmamıştım. Tatbîki tedavisi ve ilâcı hakkında bir şey söyliyemedim. Daha sonra deneyler ve araştırmalar neticesinde bu hastalığı tedavi ettim.”

İbn-i Zühr’e göre, tıb ilmi; a) Beden sağlığı ve hastalıklarının tıbbı, b) Ruh sağlığı ve hastalıklarının tıbbı olmak üzere iki kısımdır. Beden sağlığı ve hastalıkları bilinmektedir. Ruh sağlığı ve hastalıkları konusu birincisinden daha önemli ve kıymetlidir. Ruhun; a) İdrâk, anlama, kavrama ve konuşma gücü (bunun yeri dimağdır), b) Canlılık gücü (bunun yeri kalbdir), c) Tabiî güç (bunun yeri ise ciğerlerdir) olmak üzere üç kuvveti vardır. İdrâk gücü ile eşya ve hâdiseler, yerler, gökler ve kâinat üzerinde bulunanlar tefekkür edilir. Böylece ilim ve san’atlar meydana gelip gelişir. Canlılık gücü ile, gadab ve diğer huylar meydana çıkar. Tabiî güç ile de şehvet meydana gelir. Bu son iki kuvvet terbiye edilerek birinciye hizmet eder hâle getirilir. Son iki kuvvet birincisinin, yâni akıl ve idrâk kuvvetinin hizmetçisi, kölesi gibi olmalıdır ki, birlikte çalışıp faydalı iş yapabilsinler.

İbn-i Zühr, tıb alanında bir çok eser yazdı. Bu eserlerden biri olan El-îktisâd fi Islâh-il-Enfûsî vel-Ecsâd; bedenî ve ruhî hastalıkların teşhis ve tedavileri ile ilgili önemli bir eserdir. O, bu eserini, 1121 (H. 515) senesinde tamamladı. Yedi bölümden meydana gelen eseri; Emîr Ebû İshak İbrahim bin Yûsuf bin Tafşirte ithaf etmiştir. Eserin birinci bölümünde dil, ağız ve ses sağlığı üzerinde duruluyor; “Dil, Allahü teâlâyı zikretmenin; Kur’ân-ı kerîm, teşbih ve dua okumanın âletidir. Dolayısıyla dil ve ağız bakımı çok önemlidir. Diğer taraftan meramımızı da dilimiz vasıtasıyla ifâde ederiz. İfâdenin güzel, nâzik ve muntazam olması gerekir ki, istenilen fayda hâsıl olabilsin” demektedir.

İkinci bölümde; gözlerin, insan için önemi îzâh edildikten sonra, hastalıklarını tesbit edip, tedavi yolları gösterilmektedir. Ayrıca göz bakımı üzerinde bilgiler de verilmiştir.

Kulak ve sağlığı konu edilen üçüncü bölümde; burun ve sağlığı ile ilgili mes’eleler incelenmiştir. Kulak ve burun ile ilgili arıza ve hastalıklar üzerinde durulmuştur. Bölümün son kısmında, baş ve saç hakkında bilgi verilmiş; kaşlar ve kirpikler de tedkîk edilmiştir. Ayrıca, insan yüzünün aldığı renklere göre sıhhat veya hastalıkların teşhis edilebileceği belirtilmiştir.

Göğüs, sırt ve karın bölgelerinin ele alındığı dördüncü bölümde; bu bölgelerle ilgili hastalıklar ve tedavileri bildirilmiştir. Ayrıca sindirim sistemi ile ilgili hastalıklar ele alınmıştır.

Beşinci bölümde; bel, bacaklar ve. kalça bölgesi ile ilgili hastalıklar incelenmiştir.

Altıncı bölümde; bütün bedenin yüzeyi ile bu yüzeyde meydana gelebilecek hastalıklara yer verilmiştir.

Yedinci ve son bölümde; buhran ve daha başka ruhî hastalıklar ve tedavileri ele alınmış; humma, zâtürre ve zât-ül-cenb gibi hastalıklar îzâh edilmiştir. Son kısımda ise eserin te’lif sebebine yer verilmiştir.

Eserin yazma nüshası, Paris Bibliothegue Nationale 2959 numarada kayıtlıdır. Diğer bir nüshası ise Madrid Escurial Kütüphanesi 834 numarada mevcut olup, Paris nüshasından daha sağlamdır.

İbn-i Zühr’ün yazdığı diğer eserlerden bâzıları şunlardır: 1-Kitâb-üt-teysir fil-müdâvati vet-Tedbîr: Bu eserini İbn-i Rüşd’e ithaf etmiştir. En önemli eseri ölüp, bir çok dillere tercümesi yapılmıştır. Yazma nüshaları Ribat, Londra Oxford ve Paris kütüphanelerinde mevcuttur. 2-Kitâb-ül-Eğziye: Gıda ile ilgili olan bu eseri Muvahhidîleı; hükümdarlarından Abdülmü’min bin Ali’ye ithaf etmiştir. 3-Kitâb-üz-ziynet, 4-Tezkiretün Emr-id-Devâil Mushıli ve Keyfiyeti! anzihî: Bu eseri oğlu Ebû Bekr’e ithaf etmiştir. Eser, 1911 senesinde Paris’te Gabriel Colin tarafından La Tadhkirad’ Abü’l-A’lâ adıyla neşredildi. 5-Taiyye kasidesi: Hastalıkların teşhisiyle ilgili çok önemli bir eser olup, bir benzerinin yazılmadığı ifâde edilmektedir. 6-Makâletun fi ilel-il-külliyyi: Yaygın ve bulaşıcı hastalıkların tedkîkine aittir. 7-Risâletün fi illet-il-Baras vel-Behek, 8-Tezkire; ilâçlarla ilgili bir eserdir.