İslâm Tarihi Ansiklopedisi

İBN-İ MÂCİD

Arabistan’da yetişmiş meşhûr müslüman coğrafyacısı ve denizcisi. İsmi, Ahmed bin Mâcid bin Muhammed bin Amr olup, lakabı Şihâbüddîn’dir. Eserlerinden anlaşıldığına göre, on beşinci asrın ilk yarısında, takriben 1435 (H. 839) senesinde Arabistan’ın Umman sahilindeki Culfan bölgesinde doğdu. 1501 (H. 907) senesinde vefat etti.

Kendisi gibi âlim olan babası ve dedesinden din ve fen bilgilerini öğrendi. Küçük yaştan itibaren denizciler arasında yetişti. Denizcilik ilim ve san’atını ve târihini iyice öğrendi, aynı zamanda iyi birediboldu. Portekizli ünlü denizci Vasko da Gama’ya rehberlik ederek gemisiyle onu Hindistan’a götürdü. Portekizli tarihçi Di Baruş’un ifâdesine göre: “Vasko da Gama, 1498, senesi Mart ayında Molandi’ye ulaşmış ve orada bir ay kalmıştı. Bu süre içinde İbn-i Mâcid’i tanıdı ve eserlerini inceledi. Denizcilik ve coğrafya hususundaki bilgi ve tecrübelerinden istifâde etti. Onun rehberliğinde Gama, yirmi günde Hindistan’ın Kalküta şetırine ulaştı.” Ünlü Fransız Müsteşriki G. Fernand yaptığı araştırmalar neticesinde ünlü tarihçi Kutbuddîn Nehrevâlî’nin El-Berk-ul-yemanî fil-Feth-il-Osmanî adlı eserinde, Vasko da Gama’nın, Ahmed ibni Mâcid ile nasıl görüşüp istifâde ettiğini ve onun rehberliğinde nerelere kadar gittiğini gayet açık bir şekilde tesbit etmiş ve isbatlamıştır.

İbn-i Mâcid’in mümeyyiz vasfı, tam anlamıyla ilmî bir düşünüş, tecrübe ve araştırmaları yoluyla neticelere ulaşmasıdır. Diğer önemli bir başarısı ise, bâzı deniz cisimlerinin, ağaç ve balıkların yaydığı fosfor ışınları sebebiyle bölge tâyini yapabileceği, ayrıca bunun astronomik hesaplamalarda, yıldızların mesafelerini tâyinde yanıltıcı etkisi olabileceğini keşfetmesi idi. İbn-i Mâcid, astronomik hesaplamalarında usturlab âletini çok mükemmel bir şekilde kullandı. Pusula bozulduğu zaman, değişik metodlarla yönün nasıl tâyin edilebileceği hususunda önemli bilgiler ortaya koydu. Pusulanın tam ve doğru bilgi vermesi için gereken şeyleri de tesbit ederek açıkladı.

Yazdığı eserlerinde kendinden önce gelen bütün deniz bilimcilerinin ortaya koydukları bilgi ve teknikleri özetledi. Bunlara ilâve olarak kendi araştırma, inceleme ve tecrübeleri sonucu elde ettiği yeni bilgi ve neticeleri de kaydetti. İbn-i Mâcid, nazarî bilgilerden çok, pratik bilgilere önem verdiğinden eserlerinde Batlemyüs coğrafyasına uymadı. Eski Yunanlıların ortaya koydukları nazariyelere de itibâr etmeyerek tecrübe ve müşahedelerinin sonuçlarını ortaya koymaya çalıştı. İbn-i Mâcid’in yazdığı eserlerin sayısı kırka ulaşmaktadır. Bunlardan Kitâb-ül-fevâid hâriç hepsi manzumdur. Çok geniş kapsamlı denizcilik ve coğrafyayla ilgili bilgi terminolojisini nazım dili kalıpları içinde ifâde edebilmesi, onun nazımdaki üstün kabiliyetini gösterir. Eserlerinde, Hindistan, Endenozya, Kızıldeniz, Akdeniz bölgeleri ile ilgili çok ilgi çekici bilgiler ve hikâyeler vardır.

1485 yılında yazmaya başlatıdığı ve tam on beş senede hazırladığı en önemli ve tek nesir eseri olan Kitâb-ül-fevâid; bir giriş ile on iki bölümden meydana gelmektedir. İbn-i Mâcid, eserin giriş bölümünde şöyle demektedir: “Denizcilik ilmi fevkalâde lüzumlu ve kaçınılmaz bir ilimdir. İnsanın bu ilimde otorite olabilmesi cin, bütün ömrünü buna vermesi gerekir. Zâten dînimiz beşikten mezara kadar ilimle meşgul olmamızı emrediyor. Ancak bu şekilde, bir ilim adamı kendi keşiflerini ortaya koyup mensub olduğu ilim dalında bir adım daha ileri gidebilir. Meselâ, kıbleyi tesbit etme ilmini bilmek elbette lüzumlu ve faydalıdır. Yönünü tâyin eden insan gemiye bindiği zaman tereddüt etmeden namazını kılar.

İbn-i Mâcid, eserin birinci bölümünde; kendinden önce gelen deniz coğrafyacıları ve eserleri hakkında bilgi vermekte, gemicilik ve denizcilik ile ilgili ilimleri ve bilgileri anlatmaktadır. Kullanılan âletleri îzâh edip tanıtırken, bu ilim dalı ile ilgili birçok terim ortaya koyarak, izahlarını yapmaktadır.

İkinci bölümde; denizciler ve kaptanlar için kaçınılmaz olan rehberlik bilgileri üzerinde durmakta, denizde yıldızlar vasıtasıyla yön tâyini, sahillerin tesbiti, rüzgârları, med ve cezir olaylarını, güneş ve ay tutulmalarını ve bunların hesaplanmasını, deniz yolculukları için uygun olan rüzgâr, iklim ve mevsimleri, sonunda da gemilerde bulunması lâzım gelen başlıca âlet ve edevatı tanıtmaktadır.

Üçüncü ve dördüncü bölümlerde ise; gemicilere ve kaptanlara denizlerde yol gösteren yıldızları, deniz enlem ve boylamları ile gökteki burçları tanıtmaktadır. Beşinci bölümde; astronomi, coğrafya ve matematik konularında denizcilerin okuması ve bilmesi gereken eserlerin tanıtımını yapmaktadır.

Altıncı bölümde; beyt-ül-ibre’yi, yâni kumanda odasını ve pusulanın ehemmiyetini îzâh etmektedir.

Yedinci bölümde; yıldızların ölçüm ve hesaplanmasında ve yıldızlara göre mevki tâyininde dikkat edilmesi gereken hususları açıklayarak, mevki tâyini ile ilgili önemli bilgiler vermektedir.

Sekizinci bölümde; gemilerin inşâ met odlarını ve denize indirilmeden önce ne suretle ve hangi âletlerle teçhiz edilmesi gerektiğini ve personelin nasıl yetiştirileceğini îzâh etmekte, seyrüseferde istifâde edilecek çeşitli işaret ve alâmetleri anlatmakta, muhtelif denizlere ait kuş ve balıklar ile bu yörelerin tanınmasını îzâh etmektedir.

Dokuzuncu bölümde; Arabistan, Afrika, Kızıldeniz, Hind okyanusu ve Büyük okyanus sahillerini tanıtmaktadır.

Onuncu bölümde; belli başlı büyük adaları ve sahillerini tanıtarak Bahreyn, Madagaskar, Cava, Sumatra, Seylan, Zengibar adaları ve sahilleri hakkında bilgi vermektedir.

On birinci bölümde; denizlerde sefere çıkmak için mühâsib olan havaları ve havaların bölge ve sahillere göre farklı durumlarını îzâh ederek, rüzgâr, yağmur, med ve cezir vakitleri hakkında bilgi vermektedir.

On ikinci ve son bölümde; Kızıldeniz ve yöresi sahilleri üzerinde durmakta. Ulaşım yollarını, adaları, Mercan adaları ve denizciler için mahzurlu olan bölgeleri tanıtmaktadır.

Diğer önemli eseri Hâviyet-ül-ihtisâr’dır. Bin beytten meydana gelen eser, on bir bölüm halindedir. Eserin birinci bölümü elli beş beyt olup, gemilerin yaklaşabileceği deniz sahillerindeki işaret ve alâmetleri anlatmaktadır. İkinci bölüm altmış beytlik olup, denizciler için lüzumlu astronomik bilgileri îzâh etmektedir. Üçüncü bölüm de, vakitler, gün, hafta, ay ve yılların hesaplanması üzerinde durulmaktadır. Kamerî ve Şemsî yılın îzâhı yapılmaktadır. Dördüncü bölümde, yıldızlar ile bölge tâyinini açıklamaktadır. Beşinci, altıncı ve yedinci bölümlerde muhtelif deniz yollarını tarif ederek, sahillerin mesafelerini belirtmektedir. Sekizinci bölümde de, zamanın hesaplanması ve mesafelerin ölçümü üzerinde durmaktadır. Dokuzuncu bölümde ise, denizlerin ölçümü ele alınmıştır. Onuncu bölüm, kaptanlık ve gemi inşâası hakkındadır. On birinci ve son bölümde de burçlar ve yıldızlar vasıtasıyla takvimin ve zamanın hesaplanması metodları îzâh edilmiştir. Bu son bölüm 114 beytten ibarettir. Eserin Leningrad Kütüphânesi’ndeki nüshası Rus bilgini Somovski tarafından Rusça’ya tercüme edilerek 1958 senesinde Leningrad’da neşredilmiştir.

İbn-i Mâcid’in yazdığı eserlerin bilinenleri şunlardır: 1-El-Kasîdet-ul-musemmat bil-hediyyeti, 2-El-Menâsî âlâ sâhil-il-hind-ü-garbiyye, 3-Şerh-uz-zehebiyye, 4-Kitâb-ül-menâfi.

Ünlü Osmanlı denizcisi Şeydi Ali Reis, Muhit adlı eserinde İbn-i Mâcid’in eserlerinden istifâde etmiştir.