عثمانلى وقفى

Duyurular

MİLLÎ MÜCADELE TARİHİMİZİ DOĞRU İSİMLENDİRELİM

OSMANLI VAKFI BASIN BİLDİRİSİ

MİLLÎ MÜCADELE TARİHİMİZİ DOĞRU İSİMLENDİRELİM

Tarihî hadiseler, sonradan üretilen kavramlarla değil, yaşandıkları dönemin şartları ve kullanılan ifadelerle değerlendirilmelidir. Son yıllarda 1919-1922 yılları arasında verilen mücadele için yaygın olarak kullanılan “Kurtuluş Savaşı” ifadesinin tarihî gerçeklerle tam olarak örtüşmediği kanaatindeyiz.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Millî Mücadele yıllarında ne Türkiye Büyük Millet Meclisi kayıtlarında, ne resmî yazışmalarda, ne de dönemin önde gelen devlet adamlarının beyanlarında “Kurtuluş Savaşı” ifadesi yaygın olarak kullanılmamıştır. Dönemin hâkim terminolojisi; “Millî Mücadele”, “İstiklâl Harbi” ve “İstiklâl Mücadelesi” şeklindedir.

“Kurtuluş Savaşı” kavramı, daha sonraki yıllarda tarih literatürüne girmiş ve zamanla yaygınlaşmıştır. Ancak tarihî olayları değerlendirirken sonradan üretilmiş kavramlar yerine, dönemin kendi kavramlarını esas almak ilmî dürüstlüğün gereğidir.

Bir savaşın “kurtuluş savaşı” olarak adlandırılabilmesi için, bir milletin tamamen yabancı bir devletin hâkimiyeti altına girmiş olması ve bu hâkimiyetten kurtularak bağımsızlığını yeniden kazanması gerekir. Oysa Millî Mücadele döneminde Osmanlı Devleti hukuken varlığını sürdürmekteydi. İstanbul’da Osmanlı Devleti’nin hükümeti, padişahı, bürokrasisi ve uluslararası hukuk bakımından tanınan devlet yapısı mevcuttu.

Anadolu’da verilen mücadele, işgal edilen bölgelerin kurtarılması, millî egemenliğin tesis edilmesi ve devletin geleceğinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüş büyük bir bağımsızlık mücadelesidir. Bu yönüyle “Millî Mücadele” ve “İstiklâl Harbi” ifadeleri tarihî vakıayı daha doğru şekilde ifade etmektedir.

Ayrıca askerî açıdan bakıldığında, Millî Mücadele’nin en büyük ve belirleyici cepheleri Yunan ordusuna karşı yürütülen savaşlardır. Fransa ile yapılan çatışmalar bölgesel ölçekte kalmış, İtalya ile ciddi bir savaş yaşanmamış, İngiltere ile ise büyük çaplı bir meydan muharebesi meydana gelmemiştir.

Bu gerçekler karşısında, ağırlıklı olarak Yunanistan’a karşı yürütülen ve dönemin kaynaklarında “İstiklâl Harbi” olarak anılan mücadeleyi, hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde “Kurtuluş Savaşı” olarak nitelendirmek tarihî açıdan isabetli değildir.

Bizler, tarihî hadiselerin ideolojik kalıplarla değil, belge ve kaynaklarla değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Geçmişimizi doğru anlamanın yolu, tarihî olayları kendi dönemlerinin kavramlarıyla ifade etmekten geçmektedir.

Bu sebeple Osmanlı Vakfı olarak; 1919-1922 döneminin en doğru şekilde “Millî Mücadele” veya “İstiklâl Harbi” olarak adlandırılmasının tarihî gerçeklere daha uygun olduğu kanaatini kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Tarih milletlerin ortak hafızasıdır. Ortak hafızanın doğru inşası ise ancak hakikate sadakatle mümkündür.

Osmanlı Vakfı